Yılmaz, “Bu KGF düzenlemesi geçmişin hastalıklı alışkanlıklarının tezahürüdür. Kamu bankalarının zararlarının muhasebe kayıtlarında yıllarca canlı kredi olarak gösterilmesi 2001 Krizinin en başta gelen nedenlerinden birisiydi”dedi.Yılmaz, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden Kredi Garanti Fonu düzenlemesinin sonuçlarıyla ilgili değerlendirmede bulundu.Yılmaz, yapılan düzenlemenin sistematik risklerin daha da artmasına neden olacağına işaret ederek, “KGF kredileri Mart 2017'ye kadar, bankalarca kredi değerliliği yapılarak, KGF’ye gönderilir ve KGF de tekrar kredi değerliliği yapıp, onaylayınca kredi kullanılırdı. Mart 2017’den itibaren Portföy Garanti Sistemi PGS uygulamasına geçilerek, kredi kullanacak firmaların, kredi değerliliğinin kontrolü tamamen bankaların sorumluluğuna bırakılmıştır. Bankalardan gelen teklifler kontrolsüzce onaylanıp, kullandırılmıştır. PGS ile kredi kullanacak firmaların kapsamı genişletilmiş ve KOBİ dışı firmalar da kapsama alınmıştır. Bankaların riskli gördükleri firmalara da rahatça kredi vermeleri için, KGF kefalet oranlarının artırıldığı, bizzat Bakan düzeyinde açıklama yapılarak uygulamaya konmuştur. KGF kredilerinin üretici, imalatçı, ihracatçı vb. firmalara verilmesi gerekirken; daha önce kullandırılmış olup teminatsız, riskli ve aksayan krediler (karşılık ayırıp, takip hesaplarında izlenecekken) KGF kredisi olarak yeniden kullandırılıp yüzer kredi haline getirilmiştir. Amaç, riskli firmalara bankalarca kredi vermeyi kolaylaştırmak olunca, bu konuda KGF garantileri artırılarak bankaların ilave teminata kavuşmaları da sağlanınca ve kredi değerliliği kontrolü de bankalara bırakılınca kısa sürede ₺220 milyar kredi kullandırılıvermiştir. Bu kredilerin önemli bir bölümü, bankaların portföylerindeki aksak ve riskli krediler, ya da kredibilitesi olmadığı halde siyasi referanslarla verilen krediler olması nedeniyle kısa sürede tıkanmış, 9 ay bile geçmeden yeniden yapılandırma ihtiyacı doğmuştur. KGF uygulamasında yapılan son değişiklikle, banka ve finans kuruluşlarına, aksayan ve takip hesaplarına aktarılması gereken krediler için birden fazla yapılandırmaya giderek, ilave 36 ay daha kötü aktiflerini, canlı kredi olarak gösterme imkânı tanınmıştır.2001 EKONOMİK KRİZİ HATIRLATMASIOysa, değişiklik öncesinde, kefaletten yararlanabilmek için yeniden yapılandırmaya gidilemeyecek, sürelerinde ödenmeyen krediler için takip işlemleri başlatılarak, KGF'den kefalet tutarının tazmini istenecekti. Bu durumda kredi verenler takip hesaplarına aktardıkları krediler için karşılık ayıracak ve bilançolarında da söz konusu kredileri takip hesaplarında izleme durumunda kalacaklardı. Kasım 2017 sonu itibariyle toplam banka kredileri ₺ 2,1 trilyon iken, takipteki krediler ₺63,7 milyar olup, takipteki kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 3'ün biraz üzerindedir. Bu orana Varlık Yönetim Şirketlerine satılan batık krediler dahil değildir. Bugüne kadar kullandırılan ₺220 milyar KGF kredilerinin önemli bir bölümü, aslında karşılık ayrılarak, takip hesaplarında izlenmesi gereken krediler olduğundan, gerçekte takipli kredilerin toplam kredilere oranı göründüğünden çok daha yüksektir. Resmî makamlar KGF kredilerindeki temerrüt oranlarının çok düşük olduğunu iddia ediyorlar. Şayet bu doğruysa, yani bu krediler gerçekte canlıysalar, bu yeniden yapılandırma ve ilave 36 ay daha vade tanınması ihtiyacı nereden çıktı? Unutulmasın ki, bu KGF düzenlemesi geçmişin hastalıklı alışkanlıklarının tezahürüdür. Kamu bankalarının zararlarının muhasebe kayıtlarında yıllarca canlı kredi olarak gösterilmesi 2001 Krizinin en başta gelen nedenlerinden birisiydi. Şeffaflığın getirisi her zaman yüksektir.”
GÜNCEL
Yayınlanma: 07 Ocak 2018 - 14:50
Durmuş Yılmaz'dan 2001 hatırlatması
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 2018’in ilk günü Resmî Gazete’de yayımlanan yeni Kredi Garanti Fonu düzenlemesinin zaten var olan önemli sistemik risklerinin daha da artmasına neden olacağını belirtti.
GÜNCEL
07 Ocak 2018 - 14:50





