Gelişmiş bir toplumda en önemli
hasletlerin başında sorgulamak gerekir.
Tüketirken, üretirken, oy verirken, oyun
takibini yaparken, bir karar alırken ve
hayata dair her noktada sorgulamak
esastır.Aslında bir toplumda vatandaş bilinci
ile sürü psikolojisini en çok ayırt eden,
gelişmeyi tetiklediği için toplumun
refahını arttıran, fikir özgürlüğünden
hesap verilebilirliğe çok geniş bir
yelpazesi olan kavramdan söz ediyoruz.Fakat biz meselenin ekonomik tarafında
kalalım. Özellikle iki binli yıllardaki
tüketim toplumu ve buna bağlı vergi
toplama anlayışının, 80’lere oranla en
çok bozduğu özelliklerin başında bu
sorgulama başlığı geldi.2020 pandemisinde hayatın
yavaşlamasına ve anlamının
sorgulanmasına paralel, bir nebze umut
doğsa da, ardından geçen sürede
tüketim ekonomisini tekrar tetiklemesi,
akabinde kaydırmalı hayatın etkisini
arttırarak e-ticaretten içerik tüketimine
kadar her şeyin hızlanması sorunu
büyüttü.Burada kritik ölçü dengeli gelir
unsurudur. Çünkü araştırmalar bize
gösteriyor ki, dengesi şaşmış bir hane
bütçesinde tüketimler intikam
tüketimine dönebiliyor. Aşırı gelirin
oluştuğu yerlerde de fiyatlar değil, ama
tüketimin kalitesi ucuzluyor. Elbette
tüketimi yapan insanı da peşine
takarak.
Fakat bugün geldiğimiz noktada belki de
nüfusun yüzde 7-8’lik dilimini bir kenara
bırakırsak, durum bundan biraz farklı.
Aybaşını getirmeye çalışan insanların
ne ekonomi politikalarını, ne ülkenin
durumunu, ne fiyat / kalite dengesini ne
de satın aldığı ürün ya da hizmetin
sağlığa uygun olup olmadığını
sorgulamasını bekleyebilirsiniz.Eder ile değerin arasındaki farkı bilir
misiniz? Bir şeyin değeri, sizin ona
harcayacağınız parayı belirler. Eder ise
onun belli bir matematik içindeki gerçek
bedelini oluşturur. Şayet sosyal ya da
konvansiyonel medya üzerinden
algılarınızla oynayarak eder ile değerin
farkını karıştırır noktaya gelirseniz,
günlük dürtülerle hareket edersiniz.Yani bir süre sonra ihtiyacınız olanı
değil ihtiyacınız olduğuna
inandırıldığınızı, talep ettiğinizi değil
yaratılan talebi satın almaya
başlarsınız. Bir tür kumar hastalığı
gibidir bu. Bir süre sonra tüketmekten
kendinizi alamazsınız.İhtiyacını gidermek için yapılan
eylemlerde fiyat ana temayı oluşturur.
Şayet tüketim başlığı da kaçınılmaz bir
harcama ya da yaşamsal değere sahip
bir noktaysa sorgulama gevşer. Bu
nedenle açlık sınırının altında yaşamaya
mahkûm edilen, yoksulluk sınırının
yakınından geçmeyen ücretlerle
yaşamasını beklediğiniz insanlar
sorgulamayı rafa kaldırır.Günün sonunda işin içinden çıkamadığı
noktada ekonomi yönetimlerini
sorgularlar ama o noktaya gelene kadar
günlük ihtiyaçlarının başlık olarak
peşinde koşarlar. Mesela çocuğu
baklava isteyen bir ebeveyn, kilogram
fiyatına yetişemediği gerçek bir baklava
yerine, baklava görünümlü, sağlığı ve
denetlenmiş hali tartışmalı bir ürün
satın alıp evinin yolunu tutar.Baklava uç bir örnek. Bunu her ürün ve hizmet grubu için genişletebilirsiniz. Ama
bir toplumda sorgulama, o ülkenin reel sektörünün de sigortasıdır. Sorgulama
arttıkça mal ya da hizmet kalitesini yükselten ve rekabetçi sektörler
yaratabilirsiniz.Aksi takdirde günlük tüketime odaklı, görünümü kurtaran, bunun karşılığında
sağlığını riske atan, gerçekten nitelikli üreticiyi de göz ardı eden bir tüketici grubu
yaratırsınız. Bu da sizi ekonomilerin tartışmasız en çıkmaz sokağına götürür. Sonuç
mu? Faturayı her zaman sorgulamayan toplumlar öder.Sorgulayan toplumların da ortak bir özelliği vardır. TÜİK verileriyle değil, gerçekten
kişi başına gelirin 10 bin doları aşmadığı toplumlarda sonuç alınamaz. Alınırsa da
tesadüf olur (eetikett).
hasletlerin başında sorgulamak gerekir.
Tüketirken, üretirken, oy verirken, oyun
takibini yaparken, bir karar alırken ve
hayata dair her noktada sorgulamak
esastır.Aslında bir toplumda vatandaş bilinci
ile sürü psikolojisini en çok ayırt eden,
gelişmeyi tetiklediği için toplumun
refahını arttıran, fikir özgürlüğünden
hesap verilebilirliğe çok geniş bir
yelpazesi olan kavramdan söz ediyoruz.Fakat biz meselenin ekonomik tarafında
kalalım. Özellikle iki binli yıllardaki
tüketim toplumu ve buna bağlı vergi
toplama anlayışının, 80’lere oranla en
çok bozduğu özelliklerin başında bu
sorgulama başlığı geldi.2020 pandemisinde hayatın
yavaşlamasına ve anlamının
sorgulanmasına paralel, bir nebze umut
doğsa da, ardından geçen sürede
tüketim ekonomisini tekrar tetiklemesi,
akabinde kaydırmalı hayatın etkisini
arttırarak e-ticaretten içerik tüketimine
kadar her şeyin hızlanması sorunu
büyüttü.Burada kritik ölçü dengeli gelir
unsurudur. Çünkü araştırmalar bize
gösteriyor ki, dengesi şaşmış bir hane
bütçesinde tüketimler intikam
tüketimine dönebiliyor. Aşırı gelirin
oluştuğu yerlerde de fiyatlar değil, ama
tüketimin kalitesi ucuzluyor. Elbette
tüketimi yapan insanı da peşine
takarak.
Fakat bugün geldiğimiz noktada belki de
nüfusun yüzde 7-8’lik dilimini bir kenara
bırakırsak, durum bundan biraz farklı.
Aybaşını getirmeye çalışan insanların
ne ekonomi politikalarını, ne ülkenin
durumunu, ne fiyat / kalite dengesini ne
de satın aldığı ürün ya da hizmetin
sağlığa uygun olup olmadığını
sorgulamasını bekleyebilirsiniz.Eder ile değerin arasındaki farkı bilir
misiniz? Bir şeyin değeri, sizin ona
harcayacağınız parayı belirler. Eder ise
onun belli bir matematik içindeki gerçek
bedelini oluşturur. Şayet sosyal ya da
konvansiyonel medya üzerinden
algılarınızla oynayarak eder ile değerin
farkını karıştırır noktaya gelirseniz,
günlük dürtülerle hareket edersiniz.Yani bir süre sonra ihtiyacınız olanı
değil ihtiyacınız olduğuna
inandırıldığınızı, talep ettiğinizi değil
yaratılan talebi satın almaya
başlarsınız. Bir tür kumar hastalığı
gibidir bu. Bir süre sonra tüketmekten
kendinizi alamazsınız.İhtiyacını gidermek için yapılan
eylemlerde fiyat ana temayı oluşturur.
Şayet tüketim başlığı da kaçınılmaz bir
harcama ya da yaşamsal değere sahip
bir noktaysa sorgulama gevşer. Bu
nedenle açlık sınırının altında yaşamaya
mahkûm edilen, yoksulluk sınırının
yakınından geçmeyen ücretlerle
yaşamasını beklediğiniz insanlar
sorgulamayı rafa kaldırır.Günün sonunda işin içinden çıkamadığı
noktada ekonomi yönetimlerini
sorgularlar ama o noktaya gelene kadar
günlük ihtiyaçlarının başlık olarak
peşinde koşarlar. Mesela çocuğu
baklava isteyen bir ebeveyn, kilogram
fiyatına yetişemediği gerçek bir baklava
yerine, baklava görünümlü, sağlığı ve
denetlenmiş hali tartışmalı bir ürün
satın alıp evinin yolunu tutar.Baklava uç bir örnek. Bunu her ürün ve hizmet grubu için genişletebilirsiniz. Ama
bir toplumda sorgulama, o ülkenin reel sektörünün de sigortasıdır. Sorgulama
arttıkça mal ya da hizmet kalitesini yükselten ve rekabetçi sektörler
yaratabilirsiniz.Aksi takdirde günlük tüketime odaklı, görünümü kurtaran, bunun karşılığında
sağlığını riske atan, gerçekten nitelikli üreticiyi de göz ardı eden bir tüketici grubu
yaratırsınız. Bu da sizi ekonomilerin tartışmasız en çıkmaz sokağına götürür. Sonuç
mu? Faturayı her zaman sorgulamayan toplumlar öder.Sorgulayan toplumların da ortak bir özelliği vardır. TÜİK verileriyle değil, gerçekten
kişi başına gelirin 10 bin doları aşmadığı toplumlarda sonuç alınamaz. Alınırsa da
tesadüf olur (eetikett).





