Tüketici Postası – Nejla Sakınmaz
Tüketici
Bilincini Geliştirme Derneği Genel Başkanı Fuat Engin, 2018 yılında tüketicilerin
haklarının yoğun olarak ihlal edildiğini vurgulayarak “Hak arama
süreçlerinin çok üzün süreler aldığı ve özellikle tüketici mahkemelerinde ilk
duruşmaya bir yıl, ara duruşmalara 7-8 ay süreler verilmesiyle ıstıraba dönüşüyor.
Bu durumun hak aramanın önünde en büyük caydırıcı unsur olduğunu yoğun olarak
tespit ediyoruz” dedi.
“Evrensel tüketici haklarının ülkemizde yerleşmesi uzak bir düş”
Evrensel
tüketici haklarının ülkemizde etkin bir biçimde yerleştirilmesinin uzak bir düş
olduğunu söyleyebilirim diyen Engin, "Özellikle de tüketicilerin sağlık ve
güvenliğinin korunması hakkı ile bilgilenme hakkı konularında pek de yol
aldığımız söylenemez” diye konuştu. Tüketici hakem heyetlerinin çalışmalarında
olumlu gelişmeler olduğunu aktaran Engin, “Karar verme süreleri oldukça
kısalmış (3-5 ay) olup bu durum 2018 yılında tüketiciler açısında olumlu bir
sonuç verdi. Ancak bu olumlu gelişmeye rağmen arabuluculuk sistemini hakem
heyetleri yerine ikame etme anlayışı ortaya çıktı bu da tüketiciler açısından
hem mali hem de zaman açısında önemli riskler oluşturmaktadır. Umuyoruz ki bu
yanlış düşünceden hemen vazgeçilir ve tüketicilerin hak aramasının önü
kapatılmaz. Aksi takdirde tüketici örgütlerinin olası yanlışlığa karşı net bir
karşı tavrı olacaktır” dedi.
2018 yılında yaşanan önemli sorunlar
2018
yılında tüketicilerin yaşadığı sorunlara değinen Engin, “Tüketicinin
bilinçsizliğinin, mal/hizmet piyasası aktörleri tarafından istismar edilmesinde
azalma yerine artış olduğu bu durumun da tüketiciler açısından mağduriyet
yarattığı görülmektedir. Mal/hizmet piyasası aktörlerinin bir kısmının yetersiz
bilgi nedeniyle, diğer kesimleri ise tüketiciye yönelik geliştirdikleri
yöntemlerle istismarlar yarattığı açıkça ortadadır” şeklinde konuştu.
Telekomünikasyon
sektöründe taahhütlü kampanyalar başta olmak üzere, tüketiciye yönelik birçok
uygulamanın haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu vurgulayan Engin, “Özellikle
taahhütlü kampanyalarda 12 ay üstü süreler uygulanarak mağduriyetler
yaratılarak haksız kazanç elde edilmiş. İçerik servisleriyle tüketiciler yaygın
olarak mağdur edilmiştir” diye konuştu.
Bankacılık
sektöründe gerek tüketicilerden alınacak ücretler yönetmeliğinden kaynaklı,
gerekse bileşik faiz uygulaması gibi yasa dışı yöntemlerle tüketiciler mağdur
edilmektedir diyen Engin, “Ayrıca kredilerde sigorta yapılmasının zorunlu
tutulması, bileşik faiz uygulaması, belge verilmemesi, zamanında bilgilendirme
yapılmaması gibi birçok sorun yaşanmaya devam edilmektedir” dedi.
“2019 yılında da önceki sorunlar yaşanmaya devam edecek”
2019
yılında da önceki yıllarda yaşanan sorunlar devam edecek gibi görünüyor, sorunların
devam etmemesi için yeni önlemlerin alınması yanında, denetimlerin artırılmasının
önemine vurgu yapan Engin şöyle devam etti:
“Bugün tüketici yurttaşın bilinçsiz ve dikkatsiz olmasının
yanında yasalardaki boşluklardan, mal/hizmet piyasası aktörleri
tarafından yasal hakların göz ardı edilmesinden ve uygulanmamasından
kaynaklı sorunlar. Kamu otoritesinin sorumluluk alanındaki yasa, yönetmelik
vd., uygulama ve çalışmalardan kaynaklı yaşanan sorunlar. Hukuksal süreçte
işleyişin yarattığı sorunlar. Önümüzdeki süreçte de üzerinde önemle ve özenle
durulması gereken bu konularda daha fazla çalışmalar yapmak gerekiyor.”
Engin, tüketicilere
mal/hizmet sunan piyasa aktörlerinin meslek içi eğitimleri sürdürülebilir bir
biçimde yapılması gerekliliğine dikkat çekerek kendilerinin de birer tüketici
olduklarını unutmadan tüketici mevzuatının uygulayacak asgari bilgiye sahip
olma sorumlulukları vardır dedi.
2019
yılında neler yapılmalı?
Tüketici bilincinin gelişimi ile tüketici sorunlarının
çözümüne yönelik çalışmaların yürütülmesi, tüketici politikalarının oluşumu,
gelişimi ve şekillenmesine yönelik, ağırlıklı olarak hukuki girişim, eylem,
etkinlik gibi çalışmaların yoğun bir biçimde sürdürülmesine vurgu yapan Engin
sözlerini şöyle bitirdi:
“Ülkemizin toplumsal ve sosyal yapısı, bölgesel ekonomik
sosyal kültürel gelişimi çerçevesinde tüketici davranışlarında farklılıklar
gözlenmektedir. Ancak bu ince çizginin pratikte kentsel gelişmişlik
yapısıyla doğru orantılı olduğunu söylemek en azından ülkemiz açısından pek de
mümkün değildir. Tüketici yurttaşlar satın alma sürecinde
sorgulama, araştırma kıyaslama gibi değerlendirmeler yaparak olası sorunların
üstesinden gelebilmeleri sorunların azalmasına katkı yapacaktır. Evrensel
tüketici hakları ilkelerinden hareketle, tüketiciler olarak yaşadığımız
alanlarda haklarımızı koruyacak çalışmaları yürütecek örgütlenmelere destek
vererek, yaşamımıza yönelik tehdit ve tehlikeler karşısında, tüketici
yurttaşlar olarak sağlıklı bir karşı duruş sergileyerek hak arama mücadelesini
etkin kılabiliriz” diye konuştu.





