Reklam
Turizm mi, inşallah…

Turizm mi, inşallah…

Engin Güner yazdı: Turizm mi, inşallah…

12 Eylül 2018 - 11:00

Dünyadaki turizm merkezlerinin öne çıkan başlıca özellikleri; tarih, kültür, sanat, din, doğal güzellik, yeme-içme-eğlenme mekânları sahip olmalarıdır. İstanbulumuz ve özellikle Tarihi Yarımada ile Boğaziçi tam bir turizm cenneti…

Son bir yıldır yerli paramızın döviz karşısındaki değer kaybı iç piyasa için bir tehditken, turizm sektörü için büyük fırsatlar sunmasına rağmen, bu konuda bir ve beraber hareket edemediğimiz için ayağımıza gelen fırsatı tepiyoruz.

Bu haftasonu yurtdışından misafirimiz vardı. Taksi, Atatürk Havalimanı’ndan Sirkeci’ye 550 TL. almış. Pazar günü Topkapı Sarayı, Sultan Ahmet, Eyüp Sultan, Dolmabahçe ve Boğaz’da gezdirdik. Her yer turist kaynıyor. Kaldırımlar sabit esnaf, çadırlar, tablacılar ve seyyarın işgali altında. Seyyardan, değnekçilerden nefes alabilmek mümkün değil. Çorapçısı, dondurmacısı, mısırcısı, patatesçisi, sucusu, fesçisi, parfümcüsü, dilencisi… Turiste, kesintisiz yirmi adım attırmıyorlar.

Turist gördüklerinde sabit esnaf bile bir şekilde fiyatlarını katlıyor. Türkçe tarifeleri farklı fiyat, diğer dillerdeki farklı. Lokantaların bir çoğu kuver, servis gibi ilave fiyatlar uyguluyor. İşin acı veren tarafı da; doğru dürüst kayıt altında iş yapan işletmeler normları uygulamak için binbir zorluk yaşarken/yaşatılırken, ipini koparanlar başına bir fes ve sırtına sırmalı bir yelek takıp turistle köşe kapmaca oynuyor.

Ne bir polis, ne bir zabıta, ne de diğerleri… Sahipsiz ve esnafın, seyyarın insafına terk edilmiş. Her köşebaşı, her kaldırım tutulmuş. Adam gibi bir iş yapmaya kalksınız, mümkün değil. Rekabet edemezseniz, yapamazsınız, yaptırmazlar.

Turizm sektöründe çalışan bir yakınım geçenlerde şöyle dedi. “Bazı taksiciler bu işi meslek haline getirmiş. Mobese kameralarının olmadığı yerlere arabalarını çekip, özellikle yaşlı turistlerin para ve eşyalarını zorla, gerekiyorsa darp ederek alıyorlar. Hergün bu şekilde birkaç müşteri gelip, nereye müracaat etmesi gerektiğini soruyor.”

Tarihiniz var, mimariniz var, kültürünüz var, doğal güzellikleriniz var, fiyatlarınız da çok uygun… Bundan daha güzel bir ortam olur mu? Turist kazıklanıyorsa, parasını verip hizmet alamıyorsa, sürekli rahatsız ediliyorsa, dövülüp-soyuluyorsa bir daha oraya gider mi? Gideceklere de tavsiye eder mi?

Fırsat kaçıyor. Bunun acilen devlet politikası haline getirilmesi, başta İstanbul ve Tarihi Yarımada olmak üzere turizm bölgelerinin seyyar satıcılar, tablalar, çadırlar ve normlara uygun olmayan işletmelerden arındırılması, kendini ispatlamış işletmelerin bu bölgelerde iş yapmaya teşvik edilmesi gerekir.

Söylüyorum ama, olur mu bilemedim? Emniyet asayişi sağlayacak, Belediye ruhsatları denetleyecek, Zabıta seyyarı, tablayı, çadırı kaldıracak, Gıda Bakanlığı asgari teknik ve hijyen şartların oluşmasını sağlayacak, Çalışma Bakanlığı kayıtlı istihdam ve işsağlığını kontrol edecek, Maliye vergi kaybının önüne geçecek, Eğitim Bakanlığı nitelikli personel yetiştirecek, Turizm Bakanlığı normları belirleyip, koordinasyonu sağlayacak. Vazifeler, selahiyetler, usüller, esaslar devreye girecek, bürokrasi planlayacak ve sahadaki operasyonla turizmimiz gelişecek. Yazdım ama...

Yazının tamamı için tıklayınız

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yemek pişirmenin AYLIK masrafı 19 lira
Yemek pişirmenin AYLIK masrafı 19 lira
TÜKETİCİLER ürün alırken bunlara dikkat!
TÜKETİCİLER ürün alırken bunlara dikkat!