"Vatandaşın yaşama hakkını tehlikeye atmayın"

"Vatandaşın yaşama hakkını tehlikeye atmayın"

17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan depremde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 23 bin 781 kişi de yaralandı. Konuyla ilgili açıklama yapan Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer) Genel Başkanı Aziz Koçal, “Deprem değil, sağlam olmayan binalar öldürür” sözünü bu kara günde bu acı tecrübe ile öğrendik dedi.

18 Ağustos 2019 - 13:33 - Güncelleme: 18 Ağustos 2019 - 13:39

Bundan 20 yıl önce, 17 Ağustos 1999 tarihinde, Türkiye’nin en karanlık günlerinden birini yaşadığını vurgulayan Tüketiciyi Koruma Derneği Genel Başkanı Aziz Koçal, “Malzemeden çalarak, mevzuata uymadan, uygun zemin aranmadan dolgu alanına, bataklık araziye, dere yatağına yapılan, denetimi yapılmayan konutlar büyük bir felaket getirdi. İşte 17 Ağustos depreminde canımızı yakan ve can kaybına neden olan belli başlı sebepler buydu. “Deprem değil, sağlam olmayan binalar öldürür” sözünü bu kara günde bu acı tecrübe ile öğrendik” dedi.

 “Toplanma alanları imara açıldı”

 Gölcük depremi sonrası Türkiye’de ilk birkaç yılda alınan önlemlerin daha   sonrasında yerini yine boş vermişliğe bıraktığını ifade eden Koçal,   “Depreme uygun konut ve işyerleri yapılmadığı gibi, deprem sonrası   toplanma alanları da imara açıldı. İstanbul’da belirlenmiş olan 493 toplanma ve çadır alanının büyük bir çoğunluğu imara açıldı, AVM ve gökdelenlere dönüştürülerek birilerine peşkeş çekildi. Artık neredeyse deprem sonrası toplanacak boş alanın kalmadığı ilgili meslek odaları tarafından yıllardır dile getirilmekte. Toplanma alanlarının eksikliği ve kullanılma tarzı, vatandaşların deprem anında ve sonrasındaki güvenliğini tehdit eder hale gelmiş ve hatta depreme dayanıklılığı şüpheli evlerden, dışarısı daha güvensiz hale gelmiştir” diye konuştu.

“Vatandaşın yaşama hakkını tehlikeye atmaktan vazgeçin”

Yetkililerden, Türkiye ve İstanbul’da ne kadar deprem toplanma alanı vardır? Ne kadarı deprem toplanma alanı statüsünden çıkarılmıştır? Bu alanlara ne olmuştur? Ne kadar alana AVM ve rezidans yapılmıştır? Buralar kimlere verilmiştir?  Bilmek istiyoruz diyen Koçal, “Tüketicinin bilgilenme hakkı evrensel bir haktır. Bu bilgileri kamuoyu ile her biri tüketici olan halkla paylaşılması gerekmektedir. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı kapsamında vatandaşın hayatını tehlikeye atmaktan yetkililer vazgeçmelidir” şeklinde konuştu.

İstanbul için belirlenmiş toplanma ve çadır alanlarının çok ivedi olarak tespitlerinin yapılması gerektiğini belirten Koçal şöyle devam etti:

“İşgal ve kaçak yapılanma var ise kaldırılmalı, geçmiş yıllarda yapılan hatalı uygulamalar nedeniyle toplanma alanlarının sayılarının azalması da dikkate alınarak, ihtiyaç olan yeterli sayıda toplanma ve çadır alanları belirlenmeli ve bunalar halka duyurulmalıdır. İstanbul’da olası bir depremin felaket getireceğini tüm bilim adamları açıklamaktadır. Öyle ki, depremde hayatta kalmak daha tehlikeli bir hal aldığı söylenebilmektedir. Anayasamızın 172.maddesinde hayat bulan “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır,” hükmü gereği, acil olarak olası bir deprem anında ve sonrasında tüketicilerin toplanma ve çadır kurma alanları ve yaşam alanlarının oluşturulması ve vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi için yetkilileri göreve çağırmaktayız.”

“Deprem Danışma Kurulu’nda neden tüketici temsil edilmiyor?

Yıllardır sorduğumuz soruyu bu yılda soruyoruz diyen Koçal, “Deprem Danışma Kurulu toplanmaktadır mı? Deprem konusunda tüketicileri bilgilendirme çalışmalarına yön vermek için hiçbir çalışma yürütülmekte midir? Deprem Danışma Kurulu’nda tüketiciler neden temsil edilmemektedir? Deprem konusunda geleceğe ilişkin çalışmalarda bize yol göstereceğine, rehber olacağına inanmak istediğimiz, Ulusal Deprem Stratejisi “UDSEP” çalışmaları ne aşamadadır? Bu konuda bilgi veren bir yetkili neden yoktur? Meslek örgütleri bu çalışmaların neresindedir?” dedi.

Kentsel dönüşüm rantsal dönüşüm olmamalı

Mevcut şartlar bahane edilerek yeni bir düzen kurmaya çalışanlar ne yazık ki yeni bir rant sistemi yaratmaktadır diyen Koçal, “Bu sistemin adı da “Kentsel Dönüşüm” konulmuştur. Yaratılan bu düzen yeni zenginler oluşturmuş yeni rant kapıları açmıştır. Kentsel dönüşüm; sosyal adalet, sosyal gelişim, sosyal bütünleşme, tarihi ve kültürel mirasın korunması ve risk yönetimi ile birlikte kapsamlı ve bütünlük arz edecek bir çalışma ile ele alınmalıdır. Tüketiciler yerleşik düzenden uzaklaştırılmadan, birlikte ve ortak yaşam kültürü geliştirilerek kentsel dönüşüm hayata geçirilmelidir. Tek hedef tüketicinin sağlık bir çevrede, güvenli bir konutta yaşamasının sağlanması ve depreme karşı sağlam binaların yapılması olmalıdır. Buna karşın, piyasa koşullarında alınır-satılır bir meta haline dönüştürülen kentsel planlama, yapı üretimi ve denetiminde kamusal denetim yok edilip, meslek örgütleri de sistemin dışına itilerek, toplum afet riskleri ile karşı karşıya bırakılmaya devam edilmektedir. Kentsel dönüşümün, adeta rantsal dönüşüm olarak düşünülmesinden vazgeçilmelidir” diye konuştu.

Depremin bir kez daha kapımıza olduğunu vurgulana Koçal sözlerini şöyle bitirdi:

“Acele çareler bulunmalıdır. Bu sebeple, Tüketicilerin yaşam güvenliğinin sağlanması için, bilim ve teknoloji kullanılarak Mimarlar, Mühendisler ve Şehir Plancılarının içinde bulunduğu kamusal bir çalışma yapılarak yaşanabilir ve güvenli kentler derhal oluşturulması gerekmektedir. Doğanın tahribinden, şehirlerin talanından bir an evvel vazgeçilmelidir.”

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İyi bir mimar ve mühendis işsiz kalmaz
İyi bir mimar ve mühendis işsiz kalmaz
Okul korkusunu ciddiye alın!
Okul korkusunu ciddiye alın!