Yeni Dünya Düzeninde Gıda ve Enerji - Işılay Reis Yorgun Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı!

İklim krizi nedeniyle yaşanan kuraklık ve sel gibi afetler, pandemi nedeniyle artan talep ve ülkelerin ürün stoku yapmaya başlaması, ihracat  yasakları zaten savaş öncesinde de fiyatların yükselmesine neden olmuştu. Savaşla birlikte artan enerji maliyetleriyle küresel gıda fiyatları tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Işılay Reis Yorgun Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı.

Yeni Dünya Düzeninde Gıda ve Enerji - Işılay Reis Yorgun Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı!
19 Nisan 2022 - 18:51

- Dünyanın her ülkesinde güvenlik, enerji ve gıda alanlarında stratejilerin her geçen gün yeniden dizayn edildiği kritik bir dönem yaşanıyor. Sabahtan akşama gündemin değiştiği, yapılan yorum ve analizlerin çok hızla anlam kaybettiği bir zaman diliminden geçiyoruz.
İklim krizi nedeniyle yaşanan kuraklık ve sel gibi afetler, pandemi nedeniyle artan talep ve ülkelerin ürün stoku yapmaya başlaması, ihracat  yasakları zaten savaş öncesinde de fiyatların yükselmesine neden olmuştu. Savaşla birlikte artan enerji maliyetleriyle küresel gıda fiyatları tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
 







Işılay Reis Yorgun
Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE 'GIDA VE ENERJİ'

Artık sadece bildiğimiz anlamda silahlar değil, stratejik avantajlar ön planda olacak. Yakın gelecekte enerji ve gıda, savaş ve çatışmaların çıkış sebep ve sonuçlarında etkili olacak. Rusya’nın Ukrayna’yı istilası, pandemi koşulları, olumsuz iklim şartları pek çok ülkede tarımda kendi kendine yeterlilik konusunu yeniden gündeme getirdi.

Savaşın devam etmesi durumunda hububat fiyatları başta olmak üzere gıda fiyatlarındaki artış tarımsal üretimi yetersiz olan ülkelerde tedarik konusunda sıkıntı yaratabilir. Arz ve tedarik tarafında artan riskler bazı ülkelerin gıda güvencesi ve gıda fiyat istikrarını tehdit edecek boyutlara gelebilir. Artan gıda fiyatları özellikle yoksul ülkelerdeki insanlar için büyük bir sorun.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali buğday ihracatını olumsuz etkileyerek başta Afrika ve Batı Asya olmak üzere birçok ülkede gıda güvencesini tehlikeye atıyor.

Bir yandan ihracat yasakları diğer yandan bazı ithalatçı ülkelerin stoklarını artırması gıda ürünlerinde dışa bağımlı ülkeler için çeşitli zorluklara neden olacağı ifade ediliyor.
Son günlerde, söz konusu gelişmeler gösterdi ki her ülkenin gıda güvencesi ve beslenme güvenliği için sürdürülebilir bir üretim yapısını oluşturması gerekiyor.


Dünya yeni bir döneme giriyor:
Bu dönemde gıda ve enerji daha da önemli hale gelecek

Enerji, akaryakıt, gübre ve yem fiyatları küresel bazda hızla yükseliyor. Yüklemedeki gecikmelerin yanı sıra taşıma ücretleri rekor seviyede. Rusya ve Ukrayna küresel enerji piyasasında ve tarımsal üretimde önemli iki oyuncu. Mevcut çatışma, enerji fiyatlarının yükselmesine ve tarım sektörü üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmasına neden oluyor.


Dünyada enerji ile birlikte gübre fiyatlarının da yükseldi
Dünyada enerji ile birlikte gübre fiyatlarının da yükselmesinden dolayı tarımsal üretim maliyetleri son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Kuraklığa bağlı olarak sulama zorunlu hale geliyor. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik maliyeti (yüzde 95 zam) çiftçiyi düşündürüyor.
TÜİK verilerine göre; Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nde 2022 yılı Mart ayında bir önceki yıla göre yüzde 84 artış gerçekleştiği açıklandı. Çeltik yıllık yüzde 48, tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar yıllık yüzde 110 arttığını açıkladı.
Tarım ve gıda ürünlerinin üretilmesi için başta enerji olmak üzere tohum, gübre, ilaç ve mazot gibi birçok girdi kullanılıyor. Bu girdilerin fiyatından dolayı bir maliyet oluşuyor. Çiftçi, bu girdileri kullanarak üretim yapıyor. Üreticinin üretimini sürdürülebilir bir şekilde yapması için gelir elde etmesi gerekiyor.  Çiftçimiz, devam eden salgın, belirsiz iklim koşulları ve yüksek girdi maliyetlerine rağmen ekim yapma gayreti içinde, tek isteği tarla verimini artırarak maliyeti düşürmek bu sayede kar edebilmek.
 

Yükselen enerji maliyetleri;
Gıda üretimi, hasadı, işlenmesi ve dağıtıma kadar bütün mal ve hizmetlerin fiyatlarını doğrudan etkiliyor.

Ülkemizde; döviz kuruna bağlı olan ithal girdiler üretim üzerine çok büyük yük getiriyor. Enflasyon yükselişini sınırlayabilmek ve aşağıya çekebilmek için döviz kurunun sakinliğine, girdi maliyetlerinin azaltılmasına ve tarımsal üretim artışına ihtiyaç var. Ayrıca gıda fiyatlarının iyileşmesi için yerli hammadde üretiminin artırılması üreticiye güven verecek ve gıda sisteminin güçlenmesini sağlayacaktır. Dünyada yaşanacak gıda krizleri bir çok ülkede ekonomik ve sosyal sorunları oluşturacaktır. Onun için ülkemiz toprağının kiymetini bilmeliyiz ve bu verimli topraklara üretmeye mecburuz. Bu nedenle mevcut alanlarda veya üretim yapılmayan bölgelerde tarımsal üretimin nasıl artırabileceğine odaklanmalıyız. 

2021-2022 üretim sezonunda yağışın yeterli ve kar şeklinde düşmesi buğday, arpa ve mercimek gelişimini olumlu yönde etkiledi. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması için üretimden başlayarak sofraya kadar olan zincirdeki sorunları bir bütün olarak ele alınarak uzun vadeli kalıcı ve uygulanabilir planlama yapılması gerekir. Gıda arzı güvenliği için çiftçilerimizin iklim değişliğine adaptasyonları sağlanmalı, üretim ve hasat teknikleri yeni iklim şartlarına göre gözden geçirilmeli, yeni bir üretim planı ve modeli oluşturulmalı.
Değişime ayak uyduracak her türlü önlemin alınması, çiftçilerimizin bu modele göre eğitilmesi ve desteklenmesi önem taşımaktadır.

  • Tamamen iklim şartlarına bağlı olan tarımsal üretimde yurt içi tüketim ve kullanım miktarı ayrıca ihracat potansiyeli ve dönem sonu stok miktarını dikkate alıp ürün miktarı ve çeşidi belirlenmeli, bu doğrultuda üretici desteklenerek üretim planlaması yapılmalıdır.


Türkiye 'dünyanın sayılı tarımsal üretim değerlerine sahip ülkelerden biri olabilir'
Türkiye; önümüzdeki yıllarda tarımsal modernizasyon uygulamaları ile teknolojiyi daha yaygın kullanarak, planlı üretim yaparak, en yüksek verimi alarak, çevreyi ve tarımsal kaynakları koruyarak kayıp ve israfı azaltarak dünyanın sayılı tarımsal üretim değerlerine sahip ülkelerden biri olabilir. Türkiye tükettiğinden fazlasını üreten ve ihracatını artıran, küresel arenada daha da güçlenen bir ülke konumuna gelebilir. Ülke olarak bu potansiyele sahibiz; yeter ki yüksek kalite verimlilik esasına göre sürdürülebilir nir üretim yapısını oluşturalım.