Reklam
Diş hekimsiz bir hayat olamaz!

Diş hekimsiz bir hayat olamaz!

Ağız içi enfeksiyonlar çok sık karşılaştığımız sorunlardan biri. Bu durumda mutlaka antibiyotik tedavisi mi gerekiyor? Ağız kokusu sadece bakımsızlıkla mı alakalıdır, başka sebepleri olabilir mi? Türk halkı ağız sağlığı konusunda bilgi ve bilinç sahibi mi? İskandinav ülkelerinde diş hekimliği fakülteleri neden kapanıyor?

21 Eylül 2018 - 19:00

Jale Yanılmaz-İstanbul

“Ağzımızın içinde neler oluyor” heber dizimizin son gününde, Ağız Yüz ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Uğur Meriç Tüketici Postası okuyucuları için ağız sağlığımızla ilgili merak edilen soruları cevaplamaya devam ediyor.

Ağız içi enfeksiyonlar çok sık karşılaştığımız sorunlardan biri. Bu durumda mutlaka antibiyotik tedavisi mi gerekiyor?

Türkiye antibiyotiğin inanılmaz kötü kullanıldığı bir ülke. Neredeyse başı ağrıran antibiyotik kullanıyor. İnanılmaz zararlı. Çok çok geç kalınsa da şimdi çok doğru işler yapılıyor, antibiyotiği artık sen kendin gidip alamıyorsun. Doktorun reçete etmesi lazım. Aslında bu en baştan böyle olmalıydı. Antibiyotiğin kullanımına doktor karar verdiği sürece antibiyotik kullanmak lazım. Bazen cerrahi yapmadan evvel antibiyotik vermek zorunda kaldığımız durumlar vardır ki akut iltihaplarda cerrahi işlem yapılmaz. Yaparsan o akut enfeksiyonu vücudun her tarafına kanamayla birlikte yayarsın.  Dolayısıyla antibiyotik kötü demiyorum, antibiyotik doğru kullanıldığında hayat kurtarıyor. Birinci dünya savaşında antibiyotik olsaydı ölen insanların belki de yüzde 90’ı ölmeyecekti. Antibiyotik küçümsenecek birşey değil, çok önemli bir ilaç ama doğru kullanıma doktorun karar vermesi lazım. Bazen antibiyotiği 1 ay kullandırdığımız oluyor. Mesela sinüs enfeksiyornlarında 3 hafta, 1 ay antibiyotik kullandırmak zorunda kalıyoruz. Antibiyotiğin uzun kullanımı da zararlıdır demiyorum hatta kısa kullanımı daha zararlıdır. Bir gün, iki gün antibiyotik kullanıp bırakmak kadar zararlı bir şey yok. Antibiyotiği doktor yazacak, doktor kullandıracak, ne kadar gerekiyorsa.

Hiç unutmuyorum, Çapa’dayken küçük bir çocuk getirdiler, küçüklüğünden beri yanlış antibiyotik kullandırılmıştı. O çocuk enfeksiyonunu kontrol altına alamadığımız için hayatını kaybetti. Sadece antibiyotik direncinden dolayı kaybettik çocuğu. Başka sağlık sorunları da vardı ama o sağlık sorunlarıyla ilgilenilemiyordu çünkü enfeksiyon kontrol altına alınamıyordu. Enfeksiyon da gömük kalmış 20 yaş dişinden kaynaklanıyordu. Gömük dişler vücutta olmaması gereken yerlerde oldukları için bazen hiç olmadık durumlarda böyle çok ciddi sonuçlar yaratabiliyor.

Gömük diş çıkmayan, içerde kalan diştir. Bir sürü diş gömük kalabilir. Dışarı çıkmaz içerde kalır. İçerde kaldığı zaman doğalın dışına çıkar yani normal dişler anormal büyür. Anormal şeyler de sorun çıkarır.

Ağız kokusu sadece bakımsızlıkla mı alakalıdır, başka sebepleri olabilir mi?

Ağız kokusu mide sorununu da anlatabilir, reflüyü de söyleyebilir. Ağız kokusu birçok etkenden dolayı olabilir ama büyük olasılıkla ağızdan kaynaklanır.  Ağız bakımından kaynaklanma yüzdesi daha fazladır. Ama tabi ki sadece ağızdan kaynaklanmayabilir. Sindirim sistemi sorunlarından da ağız kokusu oluşabilir. Ağız kokusu şikayetinde yapılacak ilk iş diş hekimine gitmektir. Eğer diş hekiminin tedavisi sonrası da çözülemiyorsa , hekim sindirim sistemi ile ilgili gastroentroloğa yönlendirir bir de o bakar.

Sizce Türk halkı ağız sağlığı konusunda bilgi ve bilinç sahibi mi?

Hem evet, hem hayır. Biz halk olarak görüntümüze önem veriyoruz. Birçok insan güzel görünmek için dişlerine bakıyor ve düzelttiriyor. Bu konuda iyi ama şu konuda çok kötüyüz ki, herkes ancak bir sorunu olduğunda diş hekimine gidiyor. Koruyucu diş hekimliği konusunda ne yazık ki çok çok kötüyüz. İş işten geçince diş hekimine gitmek değil, diş hekimine kontrole gitmek lazım. Bu anlamda gerçekten çok gerideyiz. Mesela,  İskandinav ülkelerinde diş hekimliği fakülteleri kapanıyor. Koruyucu hekimlik yüzünden. İnsanlar koruyucu hekimlik yaptıklarından diş hekimliğine ihtiyaç kalmıyor. Bizde ağız için estetik kaygılarla diş hekimine gitme oranı  yüksek ama koruyucu olarak diş hekimliğinde çok kötüyüz.

Babamın çok güzel bir lafı vardır: “Adet kanaması dışındaki her kanama bir sorun belirtisidir”. Mesela diş etleri kanayan bir sürü insan var ama doktora gitmiyor. Diş etlerin kanıyorsa vücudun sana diyor ki “burada bir sorun var”. O zaman bunu gideceksin çözeceksin. Diş eti problemleri genelde sinsidir. Diş eti problemi başlar ardından kanamalar ve başlar dişin etrafındaki kemik yavaş yavaş çekilmeye başlar. Hiçbir sorunum yok derken dişlerin teker teker sallanıp düşer. Bu, diş eti sorunu olanların başına gelen ciddi bir problemdir. İşte bu sebeple kontrole gitmek çok önemli. 6 ayda veya en azından yılda bir kere mutlaka.

Koruyucu hekimlik konusunda çok iyi şeyler yapan üniversitelerimiz var elbette. Diş hekimliği öğrencileri ağız taramaları yapıyor, çocuklara bilgiler veriyorlar ama bunun bir sağlık politikası haline gelmesi  lazım. Düşün İskandinav ülkelerinde diş hekimliği fakülteleri kapanıyor bizde ise deli gibi diş hekimliği fakültesi açılıyor. Oysa, sorunun çıkmasını engellemek yerine çıkan sorunu çözmek işgücü ve para kaybıdır.

Dolayısıyla, diş hekimliği pahalı, daha az para ödemek için daha çok diş hekimine gidilmesi lazım. Ağız sağlığını tek başına koruman mümkün değil. Dünya üzerinde hiç kimse diş hekimine gitmeden sağlıklı bir ağzı koruyamaz. Diş hekimsiz bir hayat olamaz.

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
92 testten geçerek Japonya’ya sushi hammaddesi olarak gönderiyor
92 testten geçerek Japonya’ya sushi hammaddesi olarak gönderiyor
'Düşünen Şehir' çıktı
'Düşünen Şehir' çıktı