Trafik kazaları; hemen hemen her gün can alıyor, insanları sakat bırakıyor, milyonlarca lira da maddi hasara neden oluyor. Kazaların en önemli nedenlerinin başında ise; 'İNSAN hatası', yani sürücüler geliyor.
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) yeni açıkladı, trafik kaza istatistiklerini. Trafik kazalarında; yüzde 90,6 pay ile sürücü hataları ilk sırada yer alıyor. Kazalarda yayaların payı ise yüzde 7,7. Kazalarda taşıtların kusuru (Teknik arıza, vb) sadece yüzde 0,8. Diğer kalan cüzi oranlar ise, ' yolcu ve yol hatası' kaynaklı. Toplam kaza sayısı ise 1,5 milyonu geçiyor. Bunların için de toplam ölümlü-yaramalı trafik kaza sayısı ise 288.321 adet. Kazalarda ölen vatandaş sayısı ise 6 bin 35. Veriler, 2025 yılına ait.
Resmi rakamlarda gösteriyor ki; Türkiye de, 'sürücü kaynaklı trafik kazaları, önlense' ölüm ya da yaralanma olayları çok büyük oranda azalacak; trafikte. Bir diğer anlatımla, mevcut durumda trafikte; 'önlenebilir ölüm-yaralanma, maddi kayıplı kazalar' süreci yaşanıyor.
Kural ihlalli kazalar 'kasten öldürme ve yaralama' kapsamına alınmalı
Çok net olan, kazalar büyük oranda insan (sürücü) kaynaklı; Türkiye'de. Alkollü araç kullanmak, küçük yaşta araç sürmek, trafik kurallarına uymamak; trafikte kazalara neden olan en önemli konu başlıkları.
Alkollü araç kullanmak: Kişi; alkol almadan önce ''alkol alınca kendinde olmayacağını, araç sürmesi halinde aracı kontrol edemeyeceğini çok net biliyor'. Buna rağmen aşırı alkol alıp (trafik için belirlenen yasal sınırlar üzerinde), kendinden geçiyor ve trafiğe çıkıyor. 'Tamamen kendi iradesiyle yani kasten' yaya ya da araç vb kaynaklı kazalara neden oluyor. Bu kazalarda maalesef 'ölümlerde' yaşanıyor. Kişi kendine gelince de, 'Alkollüydüm' rahatlığını gösterebiliyor. Kesinlikle trafikte bu şekilde yaşanan kazalara neden olan sürücü (yaya, vb); 'kasten öldürme, kasten yaralama ve kasten mala zarar verme' suçunu işleme kapsamına işlem görmeli ve bu kapsamda yargılanmalıdır.
Trafik kurallarına uymamak: Büyük-küçük, trafik kurallarına uymamak- ihlal etmek; bir ayrıcalık olarak görülüyor (Bazı sürücüler tarafından). Durması gerekirken 'kırmızı ışıkta' durmuyor. Normal kurallı geçiş yapan yaya ya da araca çarpıyor. Ölüm, yaralama ya da maddi hasara neden oluyor. Eee, kaza. Kesinlikle değil. Bu durum, 'bilerek, isteyerek trafik kurallarına uymamaktır' yani, kasıttır. Bu tür kazalara da neden olanlar (sürücü vb); ''kasten ölüme neden olma, kasten yaralama ve kasten mala zarar verme' suçunu işleme kapsamına alınmalı ve yargılanmalı.
Küçük yaşta araç kullanmak: Toplum olarak, zor-stresli tarihi süreçler yaşadık. Şimdilerde, maddi konforun yaşanan dönemlerdeyiz (Araç sayısı hızla artıyor). Özellikle bazı ebeveynler; ''çocuk, mutlu olsun, sürsün, öğrensin kafasıyla veya bazen de çocuğun gizlice araç anahtarını alarak (Ki, bu da ebeveyn sorumluluğundadır; araç anahtarının güvenli bir yere konması vb), araç sürme, trafiğe çıkma'' söz konusu olabiliyor. Kuralları bilmiyor, tecrübe yok; sadece gaz-fren. Sonrası 'kaza' oldu. Kaza değil, aynı şekilde 'kasten ölüme neden olma, kasten yaralama ve kasten mala zarar verme suç' kapsamında yargılanmalı; bu tür suçlular.
Hukuki süreç: Her birey, mahkeme karar verene kadar savunma hakkına sahiptir ve masumdur. Savunmasını; şahsi ya da avukatı aracılığı ile yapabilir. Fakat, yüzde 100 kusurlu bir sürücüyü 'Haklı olarak savunmak ne kadar doğru? irdelenmesi gereken bir konu. Burada, ''bu tür kazalara neden olanlara toplumsal tepki, infial vb söz konusu olabilir-olabiliyor. Burada 'kanunların eşit uygulanması adına' savunma yapılması, doğrudur. Zaten hukuk sistemi de; bu durumlarda 'haksız dahi olsa' hukuki hakların korunması-sağlanmasına imkan veriyor. Normal olan ve hukuk devletinin gereği de budur. Ancak, 'sadece para için' haksız bir insanı 'haklının önüne koymak, bu kapsamda savunma yapmak, değişik kanalları, devreye sokmak (Ki, bu savunma yöntemini de hukuk sistemi reddeder); ne kadar doğrudur?. Ki, bu tür savunmalarda genelde; arka planlarda yapılıyor. Bu tür bir süreçlerde, 'hukuki savunma hakkı olmayıp, sadece maddi kazanç sağlamak için yapılan ve haksızlığı kuvvetlendiren yöntemlerdir''.
Kamuoyuna sık sık yansıyor, 'kırmızı ışıkta geçti, yayayı ezdi, serbest kaldı. Aşırı alkollü, kaza yaptı, ceza almadı. Ya da, çok az ceza aldı vb.' Bu gibi durumlar, kamu vicdanına ağır darbeler vuruyor.
Trafikte motorlu araç sayısı hızla artıyor (34 milyonu aştı). Yollarda konfor öne çıkmaya başladı (Otoban, bölünmüş yollar vb): Araçların konforu da artıyor. Bütün bunlar, kanun çerçevesinde bir refah unsuru olarak kullanılıyor, kullanılmalıdır; herkes tarafından. Ancak, bu konforu 'bilerek, isteyerek, umursamadan, kuralları hiçe sayarak, karşı tarafa maddi-manevi zarar vererek kullanmak' hak değildir ve de yaşanacak olumsuzluklarda 'kaza değil, kasıttır': Bu suçu işleyenlerde; 'kaza değil kasıt' suçunun yargılanıp gereken cezayı almalıdır. Cezalarda, caydırıcılık bu açıdan önemlidir. Ve, toplumdaki 'cezasızlık' algısının da oluşmasını engelleyecektir; bu uygulama. Aksi halde; trafik suçlarına öncelikle 'kaza' kısıtı ile işlem yapılması, kazalardaki 'cezasızlık' algısını kuvvetlendirecektir (eğitim, bilinçlendirme vb'lere rağmen).
Sosyal boyut
Konuya birde sosyal boyutuyla bakılırsa; bu tür hukuki savunma süreçlerinde yer alanlar, 'bir gün kendilerinin muhtemel aynı üzücü süreci yaşamaları halinde'' aynı savunmayı yapar mı, ya da bu tür bir savunmaya nasıl bakarlar?. Mutlaka; otokontrol yapma adına sorulması gereken bir soru, bu. Çünkü, hukuk; ''hem kanun ve hem de vicdan işidir.'' Ayrıca; haklı-haksız bakılmaksızın, sadece maddi kazanım için 'imtiyaz ya da başka kanalları devreye sokmaya çalışmak, yanlışı savunmak' kamu vicdanı adına sorunlu bir konudur.
Vicdani boyut
Konuyu birde' vicdan boyutu ile' değerlendirmek gerekirse, ''birinin canına, malına, sağlığına (trafikte kasıtla, kuralları ihlal ederek) zarar verenler'' bilmelidir ki; inananlara göre 'ilahi adalet', inanmayanlara göre de 'doğanın dengesi' kuralı ile mutla aynını yaşar. Sığındığınız 'kaza' bahanesi, mutlaka kişiyi bulur. Bunun içinde mutlaka, kurallara uymalı ve azami hassasiyet göstermeli; her bir birey.
Sonuç olarak; her bir vatandaş, 'kurallara uymak şartıyla' trafikte konforunu yaşayabilir. Ancak, ''bilerek kuralların dışına çıkıp kendine, karşı tarafa, mala ve çevreye zarar verenler'' kaza değil, kasıt suçunun işlenmiş olacağını NET bir şekilde bilmeliler. Yasa koyucular ve uygulayıcılarda, kişiye mutlaka bu kapsamda işlem yapmalılar. Bunun için eksik olan yasal altyapıda, acilen tamamlanmalıdır.
Herkes; önce kendi açısından bakarsa, bir can çok önemlidir.






