Şanlıurfa ve Kahramanmaraş; okullara yapılan silahlı saldırı ve canlarını kayıp eden masumlar, 'Türkiye gündeminin ilk maddesi. Son derece üzücü ve düşündürücü bir olay. Üzücü olaylarla ilgili, adli ve idari soruşturması devam ediyor. TV'ler'de de, her akşam konuşuluyor; haber ve tartışma programlarında bu üzücü olaylar.
İlginç olan; 'son yıllarda 'çarpık ilişkiler, mafya özendirmeleri ve çığlıklardan' oluşan dizi yayınlarıyla 'küçük-büyük' Türk toplum yapısına verilen zararlar ve bu dizilerin suça özendiriciğini hiç konuşulmuyor; bu tv'lerde. Ve, halen de bu dizi yayınlarına da devam ediyorlar, her gün ve her akşam. Tamamen toplumsal barış ve ahlakın temeline dinamit koyan yayınlar, bunlar (Sağduyulu yayın yapan TV'ler istisna). Sadece, rayting bahanesiyle yayıncılık, baştan sona yanlış. Ve, toplum için zarar.
Durum bu iken, TV'lerin hiç sorumlulukları yokmuş gibi 'özeleştiri, kendine bakma vb' ne mümkün? Hep sorumlu-suçlu karşı taraf, yöneticiler, siyasiler, politikacılar vb. Tam bir kolaycılık ve suçluluk psikolojisi, bu. Oysa, 'suç işleyen yapıları hemen hemen her gün teşvik edercesine; sabahdan akşama kadar yozlaşmış ahlaki konuları ısrarla yayınlamak, akşamdan geceye kadar da mafyavari ve çarpık ilişkileri konu edinen dizilere aralıksız yer vermek. Bu nedenledir ki, bu yayınları yapan TV ve yöneticileri; öncelikle karşı tarafı ya da başka kişi - kurumları suçlama yerine 'aynaya bakıp, bu suç ortamına bizim bir katkımız, etkimiz ya da sorumluluğumuz var mı?' diye sormalı kendilerine. Tabii, aynaya bakmaya cesaretleri varsa.
- Hatırlatmakta da fayda var, daha önce de Türk Dizileri ile ilgili bazı ülkelerde; 'Ahlaki yozlaşmaya neden olduğu gerelçesiyle' yayın yasağı haberleri de basına yansımıştı.
Konuyla ilişkili olduğundan, daha önce yazdığımız 'Türk Dizileri' konulu yazımızı tekrar hatırlatmak istiyoruz.
Türk dizileri ve ahlaki değerler
- (14 Aralık 2025, Tüketici Postası)
Son yıllarda Türk dizi sektörü, önemli başarılara imza attı. Hatta, ihracat yapar seviyeye bile geldi; Türk dizi sektörü. Bu önemli. Ancak, başarının yanında Türk dizileri, son yıllarda toplumsal ahlaki değerlere de büyük darbeler vurdu, vuruyor. Bu ise, hiç de iyi değil.
Son dönemde başarı gösteren Türki dizilerini 3 başlıkta özetlenebilir:
1- Çığlık,
2- Çarpık ilişkiler,
3- Şiddet.
Bu 3 madde de toplumsal barış, huzur ve en önemlisi de ahlaki değerler için çok tehlikeli. Başarmak için 'her yol mübah mantığı' ile hazırlanan dizi sektörü, uzun vadede toplum ve ülke için tehlikeli bir durumdur. Zaten basına da yansıyor, dizilere özenerek küçük yaştaki çocuklar bile çeteleşmeye gidiyor
Çığlık: Hemen hemen bütün dizilerde bağırış-çağırış var. Özellikle kadın çığlıkları. Çözüm için çığlık, rahatlamak için çığlık, iletişim kurmak için çığlık (kadın, erkek). Oysa toplumumuzda, kültürümüzde böyle bir iletişim kesinlikle yok.
Çarpık ilişkiler: Hemen hemen yine bütün dizilerde çarpık ilişkilere yer veriliyor. Daha da kötüsü, bu çarpık ilişkiler normal sunuluyor; hatta mutluluk veren bir yaşam olduğu izlettiriliyor seyirciye. Daha da tehlikelisi; toplumun çekirdeği olan aile yapısı ‘boşanmaların normal olduğu, boşanma sonrası da mutlu olunabileceği ve hatta boşandıktan sonra daha da mutlu olunabildiği (arkadaş olarak yaşam vb) gibi son derece tehlikeli örneklemeler ile tahrip ediliyor aike yapısı; bu çarpık örnek yaşamlara da dizilerde genişçe yer alıyor.
Şiddet: Bir toplumun birliği için en tehlikelisi, kamu otoritesi-kanunların yetersizliğini ortaya koymak. Daha da kötüsü, çete, örgüt, mafyavari yapıların çözüm olarak gösterilmesi ve hatta ‘bu yapıların hızlı çözüm ürettiği’ izlenimi. Çok çok tehlikeli bir süreç bu durum. Toplumun mutlaka ortak değerleri vardır, toplumda mutlaka yanlış-hukuksuz durumlar da vardır, kanun-adalet vardır; inancına ağır darbedir, bu durum aynı zamanda. Hak aramanın, vur-kırla daha hızlı alınabileceği öğretisi; hiç kimseye ve en önemlisi de toplum huzuruna hiç bir katkı sağlamıyor.
Hangi sektör olursa olsun, kesinlikle başarılı olmalı. Türk dizi sektörü de bunu son yıllarda başardı. Ancak; içerik olarak, çok tehlikeli bir konumda Türk dizi sektörü. Bu terk edilmeli. Yine basına yansıdı; ‘Türk dizilerinin Rusya da yasaklandığı’ konuşuluyor. Aynı şekilde Türk dizilerinin toplum IQ seviyesini düşürdüğü tartışılıyor. Bu kabul edilemez bir durumdur, ihracatta olsa.
Kamu otoritesi, sivil toplum oluşumları; Türk dizi sektörünü mutlaka yakın takibe almalı. Ve mutlaka, ısrarla ‘çarpık ilişki, şiddet ve mafyavari’ içeriklerin topluma örnek olarak sunulmasının önüne geçilmeli. Mutlaka, ‘sansüre’ hayır. Fakat; bir yerde yıkım varsa, bu da görmezden gelinemez.
Toplumsal huzur, herkes için önemli.






