Reklam
Engin Güner

Engin Güner


İDARE-İ MASLAHAT

12 Mayıs 2020 - 03:15

Son günlerde salgının neleri değiştirdiği, nelere gebe olduğu konuşuluyor, tartışılıyor. Ortak kanaat, artık bir çok şeyin eskisi gibi olmayacağı yönünde….

Modaya ben de uydum ve sürekli eleştirdiğim idare üzerinden konuyu tekrar masaya yatırdım. Salgın sürecinde idarede bir şey değişmiş mi, değişme ihtimali var mı, Covid-19 tedavisi gören bir vatandaşımız yaşadıkları üzerinden inceledik.

Vatandaşımız 25 Mart’ı, 26’sına bağlayan gece İstanbul’da özel hastaneye gider. Şikayetleri üzerine yapılan tetkik ve muayene sonucu Covid-19 tanısı ile aynı gece hastaneye yatırılır. Hastaneye yatırılırken pazarlık eder ve belli bir ücret karşılığı anlaşır.

Hastanede güzel bir tedavi süreci sonrası, evde karantina şartıyla taburcu edilir. Odada taburcu işlemi yapılır, ancak hastaneden çıkış kâbusa dönüşür. Zira çıkamaz. Başlangıçta pazarlık edilen fiyatın, iki katından fazla bir rakam çıkarılır. Bunun neyin karşılığı olduğuna dair döküm talep edildiğinde ise “fatura ve döküm, ödemeyi yaptıktan sonra e-posta ile gönderilecek” cevabını alır. Görevleri tedavi hizmetleri vermek olan işletmenin personeli, “sizi şifa ile taburcu ediyoruz, neyin hesabını soruyorsunuz” tavrına girerler. Hastane koridorunda 4,5 saatlik bekleyiş, telefonlar, şikâyetler sonuç vermez. Sonunda vatandaşımızın sabrı taşar ve isyan bayrağını çekince, hastane % 50 indirim teklif eder.

Hastaneden çıktıktan 2 gün sonra eczaneye müracaat ettiğinde, halâ hastanede yatıyor göründüğü için ilaçlarını alamaz. Telefon görüşmeleri, rapor tarihlerinin tekrar düzenlenmesi işlemleri, araya hafta sonu tatili de girince, tedavinin temel ilacı vatandaşımıza dört gün sonra ulaşır.

Tedavi ve karantina süreci biter. 26 Nisan gece yarısı, ikinci Covid-NEGATİF sonucunu e-nabız uygulamasından öğrenir. Yoğun bakımdaki hastalar için dakikaların bile önemli olduğu için gece yarısı da olsa, bir an önce plazma vermek ister. Ancak gece saatlerinde muhatap bulamaz. Çünkü plazmayı almaktan sorumlu olan Kızılay, bu işlemi sadece günün belli saatlerinde yapmakta, diğer saatlerde kepenkleri indirmektedir.

Ertesi gün kendi çabalarıyla randevu alır ve akşam saatlerinde 3 ünite plazma verir. Bir ünite plazma  aynı gece Ümraniye’deki hastaya verilmesine rağmen, Esenler’deki diğer hasta için hastanenin talep açmaması gerekçesiyle 48 saat sonra ancak ulaşır.

Vatandaşımız yaşadığı ve gördüğü olumsuzlukları Şikayet/İstek/Öneri başlıkları altında CİMER üzerinden beş ayrı başvuru yapar.

·   2 Nisan’da hastanenin istediği fahiş fiyat ve hastalığın tedavisinin devlet tarafından karşılanacağı Sağlık Bakanı’nın ağzından söylendiği halde, vatandaştan para alındığı şikayetine, 20 gün sonra verilen cevapta; yapılan düzenleme ile 9 Nisan’dan sonra tedavi görenlerin masraflarının karşılanacağı, SGK’nin özel hastane ile yaptıkları protokoldeki tarifelerle sorumlu olacağı, hastadan alınan fazla paraya ilişkin SGK’nın herhangi bir yaptırımı olamayacağı bildirilir.

·  4 Nisan’da hastaneden taburcu olduktan iki gün sonrasında yatan hasta olarak göründüğü, devletin zarara uğratıldığı ve ilacını zamanında alınamadığını şikâyetine, 25 gün sonra verilen cevapta; hastanenin taburcu işlemini zamanında sisteme girdiğini, ancak sistemsel bir hatadan dolayı taburcu işleminin görünmediği bildirilir. Ancak ilaçtaki gecikme ile ilgili bir bilgi verilmez.

·        9 Nisan’da immün plazma vermek için nereye ve nasıl müracaat edileceği konusunda bilgi edinme kapsamında talepte bulunulur. 6 gün sonra verilen cevapta (burası çok ilginç); taleple ilgili değerlendirmenin devam ettiği, neticelendiğinde bilgi verileceği bildirilir.  Yani verilen cevap, “cevap vereceğiz” olur. Ancak aradan ay geçmesine rağmen, o değerlendirme bir türlü bitip, cevap henüz verilmemiş. 

·    23 Nisan’daki başvuruyla, SGK Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle 9 Nisan ve sonrasında salgın hastalık tedavisi görenlerin masraflarının karşılanacağı, daha öncekilerin karşılanmayacak olmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, tebliğin hastalığın ülkemizde görüldüğü 10 Mart’tan itibaren tüm hastaların tedavi masraflarını karşılayacak şekilde, yeniden düzenlenmesi talep edilir. Bu talebe, henüz cevap verilmemiş. Hiç kimse hastalığa yakalanmak istemez. Kimsenin de “hasta olacaksam da, 9 Nisan’dan sonra olayım” gibi bir alternatifi de olamaz herhalde…

 27 Nisan’da, Kızılay’ın immün plazma toplama ve hastalara bir an önce ulaştırılması organizasyonlarındaki kifayetsizliği şikayet konusu yapılır. 15 gün sonra gelen cevapta, CİMER şikâyetine konu olan başvurunun, yetki ve görev alanlarında olmadığı bildirilir. Cevaptan da anlaşıldığı gibi, cevabı yazanların vatandaşın derdi ile ilgili bir kaygısı yok. Bu cevabı vatandaşa mı bildirmeleri gerekir, CİMER’e mi? Vatandaşa verilen cevap, sorulan sorunun cevabı mıdır?

Cumhurbaşkanı milli seferberlik ilan etti. Sağlık Bakanı her akşam yeni veriler ve önlemleri televizyondan açıklıyor. İkisinin de gözü kan çanağı. Sağlık çalışanları günlerce, haftalarca çocuklarını, sevdiklerini görmeden adeta savaş veriyorlar. Vatandaş ölüm döşeğinden kalkıp, bir an önce ağır durumdaki hastalara plazma verebilmek için koşturuyor.

Yukarıdaki verilen/verilmeyen cevaplara ve cevaplanma sürelerine dikkat ettiniz mi? Ya 15 günlük kanuni sürülerin sonunda ya da bu süreler geçirilerek cevap verilmiş. Bazılarına hiç cevap verilmemiş. Peki bu cevapların hiçbirinde vatandaşın derdiyle dertlenme, şefkat, derman var mı? Yasak savmak kabilinden cevaplar ile mevzuat, yetki, sorumluluk, usül, idari yapılanma labirentleri içinde sürekli top çevrilip, sonra da taca atılıyor. Vatandaş mazeret değil, hizmet ve çözüm bekliyor.

Darbe, kriz, salgın bizim idareye vız gelip, tırıs gider. Türkiye’ye ne olursa olsun, onların maaşları ayın on beşinde bankamatiğe yatıyor. Hak edenler var. Ama dünya yansa, bir bağ samanları yanmayanlara ne diyeceğiz? O kadrolar; koltukları doldurup, maaş almak için mi?

Bu arada, 9 Nisan’daki başvuruda; değerlendirme sonucu cevap verileceği cevabının verildiği ve halâ daha cevap verilmemişti ya, cevaba gerek kalmamış. Çünkü o vatandaşımız aradan geçen sürede,  iki kez toplamda altı ünite ümmin plazma bağışlayıp, yaşadığı deneyim ve öğrendiği bilgileri “İmmün Plazma Verme Kılavuzu” başlığı altında bir duyuru/kitapçık haline getirerek sosyal medyada iki hafta önce yayımlamış. Devlet kurumlarının bir araya gelip yapamadığını, yapmış.

İncelediğimiz olaydan çıkan sonuç; salgın hastalıktan sonra dünyada bir çok şey eskisi gibi olmayacak ama, bizim idare yine idare-i maslahata devam….