Gözler pazartesi günü açıklanan enflasyon verisine çevrildi. Fakat bundan insanların enflasyonu merak ettiği anlamı çıkmasın. Zaten yaşam maliyetinden herkes enflasyon hızının farkında. Cevabı aranan soru, temmuz ayına biriken artış oranlarıyla, ekonomi yönetiminin bizi ne oranda fakirleştireceği…
Çünkü iş şirazesinden çıktı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dünya enflasyonist etkilerden söz ederken, Merkez Bankası Para Politikası toplantı tutanakları enflasyonist risklere dikkat çekerken, reel sektör maliyetlerden yakınırken, İstanbul enflasyonu yaşam maliyetlerini yukarı doğru rekorlarla açıklarken, halen dezenflasyonist süreçten söz ediyor.
Tüm bu yaşananların gölgesinde de medyaya bir dedikodu düşüyor. Güya Ankara’da emeklilere ve asgari ücrete yönelik bir ara formül düşünülüyormuş da, İran savaşı gündeme gelince ertelenmiş de vesaire vesaire…
Emekli ikramiyesi ile algı yönetenlerin, özel bankaların verdiği promosyonları müjde diye anlatanların, şimdi de yetersizliklerini kulis bilgileri üzerinden yönetmeye kalkmasını anlıyorum, ama bunu yapanlar geçim sıkıntısına, sahte rakam ile gerçekler arasındaki uyumsuzluğa derman olmayacağını anlamıyorlar.
Ülkede son Türk-İş rakamlarına göre açlık sınırı 34 bin 586 TL’ye, yoksulluk sınırı 112 bin 660 TL’ye çıkmış, yöneticiler halen telafiden söz ediyor. Üstelik Trük-İş hesap metodolojisine göre bunların en düşük fiyatlar üzerinden hesaplandığı da ortadayken.
Senin ülkende en düşüklere bakalım. Emekli maaşı 20 bin TL, asgari ücret 28 bin TL… Bu haliyle bile açlık sınırını karşılamıyor, hadi ortalamaya vursak, en azından asgari ücret yukarıda kalıyor. Hangi ortamda? Tek kişinin geçim ücreti yine en düşük fiyatlarla, sadece karnını doyurmaya yetmesi adına 45 bin TL sınırına yaklaşmışken…
Şimdi diyelim ki kulislere yansıyan bilgiler algı yönetimi değil. Yani gerçekten sefalet endeksine error verdiren rakamları fark ettiler, vatandaşın fakru zaruret için perişan olduğunu anladılar ve bir düzenleme yapmaya niyetleniyorlar.
Son dönemde öyle arka arkaya hatalar yapıldı, öyle yanlış tercihler ekonomi yönetmek adına sergilendi ki, makas tamamen açılmış, rakamlarla gerçeklik her yanıyla kopmuş vaziyette. Bunun farkına varmamış olamazlar. Sadece normal karşılanmasını istiyorlar ki bu da ayrı bir garabet.
Tekrar dönelim ayarlama niyetine… Ne vereceksiniz Allah aşkına? Yüzde 100 zam yapsanız, ortaya çıkan rakamlar, halen karın doyurmaya yetmediği gibi, kira, giyim, ulaştırma gibi yine zorunlu harcamalardan oluşan dip fiyatlarla belirlenmiş 112 bin TL’nin yarısının yakınından bile geçmiyor.
Sadece bu durum bile, ülkede ekonomi yönetiminin ne kadar gerçeklerden koptuğunu, insanları aç bırakarak enflasyonla mücadele etmeye çalıştığını, ama aç bıraktığı insanlardan da dolaylı yoldan vergi toplayıp, işi yürütmeye uğraştığını gösteriyor. Şu fotoğraf, yine bir program doğrultusunda ve vatandaşı öncelikleyerek oluşturulmazsa sonuç vermez. Sadece yönetim kendini kandırır. Zira vatandaşın kanmaya mecali bile yok.






