Vatandaşın ekonomisi alarm verdikçe, bu konuda çözüme yönelik başlıklar konuşmak yerine sürekli köşeye sıkıştırma eylemi devam ediyor. Bu nasıl bir mantık içerisinde uygulanıyor bilmek mümkün değil ama, işin artık sürdürülebilirliğinin kalmadığı çok açık.
Satın alma gücü yüksek, tasarrufları olan, maaşları da ortalamanın üzerinde seyreden, enflasyonun tek hanelerde yaşandığı bir ülkenin fertleriymiş gibi yorumlanan bir fotoğrafın ortasında sıkıntının boyutu da büyüyor.
Açıkçası ekonomi yönetiminin artık gerçeklerle yüzleşmekten vazgeçip, bir de sahte, hayal bir dünya kurup, insanların da bu koşullarda yaşamasını talep etmesi, hatta bununla da yetinmeyin vergilendirmenin boyutunu da arttıran bir eğilim sergilemesi bıçağın kemiğe dayandığı bir hal aldı.
Zaten güdükleşen gelirlerinin, durdurulamayan giderler karşısında yaşananları, son büyüme verilerine baktığımızda hane halkı harcamalarının, gerçekçi olmayan tüketim boyutuyla değil, artan fiyatlarla yorumlanması gerçeği ortada dururken, kredi ile yaşaması yıllarca normalmiş gibi anlatılan bir halka, şimdi ani fren yaptırıp, zorluğunu arttırmak nasıl bir bakış açısıdır?
Kredi kartlarıyla durumu geçiştirmeye çalışan insanların şimdi 90 günlük ödeme sorunu yaşanması halinde maaşlarına da haciz başlatılacak bir uygulamanın uyarısı yapılıyor. Bir sonraki adım ne onu da merak ediyorum.
Elbette prensip olarak bu düzenlemelerin olması gerektiğini düşünüyorum. Ama siz yıllarca ekonomi yönetmek adı altında yarattığınız sorunu ve çarpık tabloyu düzeltmeden, yapılandırma ve af ihtiyacına gelinen noktada birdenbire frene basıp, gelirlerini yok ettiğiniz insanları bu kadar zorlayamazsınız.
Bankaların alacaklarını hem mevzuat gereği, hem de iktisadi olarak takip etmesinden ve peşine düşmesinden daha doğal bir durum yok. Yani konuyu alacaklının üzerinden okumaktan vazgeçmek gerekiyor.
Asıl problem burada 20 yılı aşkın bir dönemdir, kredili hayatı normalleştiren, bir taraftan insanların gelirlerini azaltırken, öte tarafta insani gelişmişlik seviyesi bile sayılamayacak yaşamsal ihtiyaçlarını kredi mekanizmasıyla karşılaması tavsiye eden yanlış ekonomi politikaları ve sorumlularıdır.
Şayet işin sorumlusunu ortaya doğru koymazsanız, borçlandırarak mağdur ettiklerinizin yanına, bir de ekonomi politikalarınızı desteklemesi için teşvik ettiğiniz kuruluşları da ekler ve işi içinden çıkılmaz bir boyuta sürüklersiniz.
Bu yapı zaten sorunluydu. Ama bir de üzerine son 3-4 yıldır yanlış enflasyon rakamları üzerinden verilen gelir artışları, hatta daha da durumu zorlayıp, hedef enflasyon ile zam verip, gerçekçi olmayan enflasyon açıklayıp, aldıkları gelir artışlarının 3 katı maliyetle yaşamasını salık veren yapıyla daha da problemli hali getiren insanları hacizle muhatap edemezsiniz.
Türkiye’nin en kısa süre içinde bu meseleye akılcı, ekonomik gerçeklere uygun ve insancıl bir çözüm üretilmesi şart.






