Ülkede milyonlarca çalışanın kaderini belirleyecek, sadece asgari ücret alanların değil, bağlantılı olarak daha yüksek geliri olanların da durumunu netleştirecek asgari ücret komisyonunu görüşmeleri, önemli tartışmalarının ardından 12 Aralık Cuma günü başladı.
Son yıllarda hızla anlamsızlaşan, başlangıçta komisyondan önce fiyatların havada uçuştuğu, rasyonel verilere değil, gönlümden koptu kriterlerine bağlanan, akabinde çalışan tarafı temsil edenin, dönemin Bakan’ın kulağına eğilip ‘çok uzatmayalım da sorun çıkmasın’ diye fısıldadığı, bunun da mikrofonlara yansıdığı olaylara şahit olduk.
Bu da yetmedi anlaşmazlık yaşanıyor görüntüsünü hakem heyeti kararıyla fiili duruma getirdikleri dönemler oldu. Bitmedi, komisyon toplantısından önce, hepsinin apar topar konuya taraf olmaması gereken noktaya çağrılıp, inci tanesi gibi dizilip fiyat açıklandığını gördü bu gözler.
Bitmedi, racon kesilmesinden fiyat dayatmasına kadar her türlü meseleyi deneyimledik. Bir tek sağlıklı, nitelikli, insanların ve firmaların gerçeklerini ortaya koyan, aklı başında tartışmalara şahitlik edemedik.
Tüm bunların ortak bir özelliği vardı ama… Yıllar içinde tırpanlanarak, her türlü gelenek yıkılarak, insanların zam alsa da açlık seviyesinin altında kalacağına kesin gözüyle bakılan bir noktaya gelmesine, işverenlerin ise bunu bile karşılayacak dermanları kalmamasına şahit olduk.
Bu seneye geldiğimizde ise, çalışanın ücretlerini enflasyonla mücadele adı altında kölelik düzeyine indirenlerin, işverenlerin hokus pokus ile yüzde 100 maliyetlerini yok edenleri, taşın altına eline koyma tavsiyelerini, kefenin cebinin olmadığı vurgusuyla birlikte dinledik.
Nitekim o buluşma gerçekleşti. Peki nasıl? Baş başa… İşveren tarafıyla hakem rolünde olması gereken bakanlık tarafı buluştu, çalışan getirip mektup bırakıp, gitti. Bunun da ilk toplantı olduğu açıklandı.
Ortada tarafların buluşması yok ki, toplantı gerçekleşmiş olsun. Bunun bugünden anlamı, heyetin dayattığı rakamın, yani ekonomi yönetiminin gönlünden kopanın açıklanacağının itirafıdır.
Seneye kim kaç kişiyle komisyon yer alacak gibi, sözde hak arayışla başlayan bir komisyon toplantısı, ilk toplantısı itibariyle tek tarafın masada olduğu bir görüntüyle yok hükmünde manasını taşıyarak tanımlanıyor.
Hoş ülkede mesela Varlık Fonu’nun yönetiminin, kendisini denetlemesi için denetçi atadığı bir yapıda, asgari ücret rakamı dayatacakların çalışanlar olmadan toplanmasını, komisyon toplantısı olarak haberleştirmenin garipsenecek bir yanı var mı, ondan da şüpheliyim.
Ama günün sonunda kimsenin geçinemeyeceği, gerçek bir programın parçası olarak sübvansiyonların konuşulmayacağı, verenin veremeyeceği, alanın geçinemeyeceği rakamların gölgesinde, Şimşek’in gönlünü yapacak oranın, yani yaklaşık bugünden neredeyse belli olan yüzde 20 civarında bir artışın tiyatrosu gerçekleştiriyorsa, orada zaten insan yok demektir.






