Ülkede insanların yaşadığı sefaleti, borç batağını ve açlık sınırı üzerinden yapılan gelir tartışmalarını görmezden gelen, en iyi ihtimalle yumuşatmaya çalışarak aktaran, hayat pahalılığı birtakım fırsatçılara bağlayan ama ekonomi yönetimine alkış tutan medyamız, ABD’de et fiyatlarının tarihi rekor kırmasını ballandıra ballandıra anlattı.
Hatta bununla da yetinmeyip, aynı gün verdikleri bir haberde AB’de 100 Avro’ya dolan market sepetinin bizde 51 Avro’ya dolduğunu belirtti. Daha önce de 53 dolar ile ABD içirn aynı haberi cilalamışlardı.
Zaten güncel gelişmeleri bile magazinleştirerek, vatandaşın gerçek gündemini gizleyen bu tavır, tüketici güvenini küçük haberlerle temmuz ayına döndüğü yönündeki bilgi aktarımlarıyla aklamaya çalışmak çok acınası bir durum.
100 nötr noktanın yıllardır altında seyreden bir tüketici güveni endeksinin tablonun sıkıntılı bölümünde ne kadar oynadığını haber yapmaktan, aslında dünden beri olumsuz tarafta gezdiğini söylememeye kadar bir dizi bilerek ya da bilmeyerek ekonomi haberciliği yaptıklarını zannediyorlar.
Gelelim başlığa da konu olan ve ‘gördünüz mü’ cinsinden verilen habere… Ülkemizde haberin içeriği çok fazla okunmadığı için, başlık ve spot ile algı yöneteceklerini zannedenler, ama bu algının aç karnını doyurmayan insanlarda işlemediğini, daha da kötüsü umutsuzluğu arttırdığını fark etmeyenlerin sundukları detaya bakalım.
‘ABD’de sığır eti fiyatları rekora ulaştı.’ Başlık bu. Spot ne? Yüzde 15’lik yıllık artış olmuş ve 6,8 dolara ulaşmış. Elbette Amerikalı açısından baktığınızda can sıkıcı bir durum.
Yüzde 3 civarında gezen bir enflasyon ortamında yüzde 15’lik artış her normal ülkede olduğu gibi orada da tepki çeker. Biz arada yüzde 100 fiyat farklarına alıştırıldığımız için bunun çok farkında olmayabiliriz.
Fakat sağlamasını yaparsak, 6,8 dolar ne yapar? 300 TL’ye yakın bir para. Biz etin kilosunun bin TL’ye vurduğunu düşünürsek, hangimizin daha ‘eyvah’ durumunda olduğunu söylemek tartışmaya bile açık konu değil.
Adamların bir kilo et aldığı paraya biz 400 gr kıyma alabiliyoruz, ama eyvah olan onlar. Üstelik bunu kişi başına geliri 2024 sonunda 86 bin 600 dolar olan ülke için konuşuyoruz.
Amerikalı’nın durumuna dertlenenler, ülkede açlık sınırının altında yaşamaya çalışanları umursamaması, hatta emekliyse suçlar tavırlar sergilemesi de işin cabası. Gelelim 100 avro’ya dolan sepetin bizde 51 olmasına…
Bu da çok gerçekçi değil. Resmi rakamları baz alarak o sepeti dolduramazsınız. Sahaya çıkıp gerçek fiyatları göreceksiniz. Ama velev ki doğru kabul edelim. Biz avro kazanamadığımıza göre adamın 100 para birimiyle aldığına, 2 bin 500 birimle ulaştığımız gerçeğini niye saklıyorsunuz? Bu mu habercilik?
Ayrıca gelir seviyesindeki düşüş ve satın alma gücünün erime hızı ile, enflasyon oranlarının yıpratmasını saymıyorum bile.
Özetle durum ekonomiden daha acı. ABD’liye eyvah çeken kafa, bize açlık sınırının yarısında alınan emekli maaşına ‘çok bile’ muamelesi yapıyorsa, zaten ülkede başka bir soruna ihtiyaç yok demektir.






