Ülkenin ekonomik sorunları ya da durumu, yine Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde gündeme geldi. Bundan bir gün önce de sıkıntısız bir TV programında yine açıklamalar yapıldı. Kim tarafından? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek…
Eş zamanlı olarak da Dubai’den kaçan yatırımcıların, Türkiye’ye gelebileceği ihtimali üzerine kurulu haber servis edildi. Yani ortada bizden kaynaklanan bir durum olmadığı gibi, durumu fırsata çevireceğimiz noktalar da var.
Elbette bu potansiyelin olduğunu kabul ediyorum. Ama siz tacir kafayla yine insanlara sadece bina satmaya kalkarsanız, oradaki potansiyeli de yok edersiniz. Bu işin başka bir tartışma boyutu. Ama bir noktaya daha dikkat çekmek lazım.
Yurtdışından yatırımcılar gelsin diye apar topar bir düzenlemenin yapıldığı ve kısa süre içinde TBMM Genel Kurumu’na geleceği söylendi. Bir takım vergi avantajlarını içeren düzenlemede, yatırımcılara hukuki güvenceler sunulacağı belirtiliyor. Bu hazırlık, hali hazırda bu güvenin olmadığı anlamına mı geliyor? Bence bunu da Bakan Şimşek yanıtlasın. Çünkü en son TÜSİAD Başkanı iken Orhan Turan dile getirince başına gelmeyen kalmamıştı.
Peki biz neyin peşindeyiz? Yani olası risklerden doğacak ekonomik sapmalar ya da yararlanılacak görece bir potansiyel ile gündemimizde kim var? Defaten Şimşek ziyaretlerine rağmen gelmeyen yatırımcılar. Kim bu yatırımcılar? Finansçılar…
Yani ekonomik sapmalarda da, sunulan olanaklarda da, sorunun uzaması halinde alınacak tedbirlerde de yatırımcı bakış açısıyla kaygılar giderilmeye çalışılıyor. Elbette bunları göz ardı edelim demem.
Eğer bizim bir projemiz, programımız varsa, o programa uygun doğrudan ya da nitelikli finansal yatırımı zaten davet etmeliyiz. Ama bunun için özel düzenlemeler yapmaya başladığınız anda kendiliğinden sorunları da kabul ediyorsunuz demektir.
Yine de bazı kolaylaştırıcılar gündeme gelebilir, itirazım yok. Fakat tüm bu kaygılar, apar topar düzenlemeler, olası ekonomik hedef sapmaları içinde dile gelmeyen, ama alarm veren kesim kim?
Üreticisinden tüketicisine vatandaş… Mehmet Şimşek nezdinde ekonomi ekibinin asla gündemine gelmeyen, ekonomik kaygılarla başlığı geçtim, listeye bile giremeyen vatandaşın hali ne olacak?
Vatandaşı ve reel sektörü genellikle maliyet üstlenici konumda gördüğü için, onların yaşadıklarını umursamayan, sadece ihtiyaç halinde maliyeti üstlenmek adına görev tevdi eden bu ekonomi yönetimi kafasıyla ne ülkenin ekonomisi rayına girer; ne de sağlıklı ve kalıcı bir çözüm noktasına ulaşabiliriz.
Vatandaşı yarım ağız dile bile getirmeyen, zirvelerde ekonomi anlatan, ekonomiden yatırımcıyı anlayan, onun da carry trade sıfatlısına razı olan, televizyon programında insanlara hayal dünyası anlatan bir Bakan ve karşısında açlık sınırının altında yaşayan bir halk. Uzatmadan, anladığı dilden anlatalım Bakan’a… Yakıtı olmazsa, araç gitmez.






