Haldun Taner’in oyunu ‘Gözleri kaparım, vazifemi yaparım’tiyatro eserinde ne diyordu meşhur Vicdani karakteri akıl hastanesinde, aklını kullanmasını söyleyen doktora: Büyükler her şeyi küçüklerden iyi düşünür. Düşünen beyinlere zararlı fikirler üşüşür.
Sanırım memleketçe bu halde olmamızı istiyorlar. Birçok konuda aklımızla dalga geçen yaklaşımları hız kesmeden devam ediyor. Enflasyon bunun en güzel örneği. Aşırı borçlanmış yapımız karşısında gelirlerimizi azaltıp, kredileri kesip, üzerine de rekor düzeyde vergi toplayacağına inanmak da bir başka örneği.
Çok sayıda misal verilebilir, ama en güzel örnek işsizlikten geliyor. 2025 yılının işsizlik oranını açıklayan TÜİK, yüzde 8,3 ile son 21 yılın en az işsizlik oranında olduğumuzu kamuoyuna duyurdu.
Elbette ilgili bakanlar bu rakam oyunuyla yetinmedi; üzerine bir de koca koca laflar edip, başarı devşirmenin telaşına düştüler. Ama aynı TÜİK bülteninde verilen atıl işgücü yüzde 29,7 ile açıklanan işsizliği yüzde 40’ı kadar bir oranla arttı. Yüzde 3…
Şimdi bu durumda insanın sorası geliyor. Geri kalan yüzde 21 işsiz sayılmadığına göre nerede? Ne yiyip, ne içiyorlar? Nasıl geçiniyorlar? Vergilerini ödemek için nasıl bir tahsilat hamlesi yapıyorlar?
İzahı olmayan şeyin mizahı olur derler ya, koca bir ülkenin de durumu ekonomi yönetiminin bu akıl zorlayan rakam oyunuyla da o hale geldi. Günün sonunda o insanları işsiz saymıyor olmanız, onların evlerine ekmek götüremediği, ihtiyaçlarını karşılayacak kaynağa ulaşamadığı ve muhtemelen borçlarını da ödeyemediği gerçeğini değiştirmiyor ki…
Ülkenin bir NEET sorunu var. Aslında bu sorun sadece bize özel değil. Dünyanın birçok ülkesinde tartışılıyor. Nedir NEET? Ne eğitimde ne iş hayatında olmayan gençler. Bunlara bir de ev genci adını taktılar.
Gençlerin bu durumu sadece onlardan kaynaklanmıyor. Sizin oluşturduğunuz ekosistem bunu tetikliyor. Eğer siz insanlara asgari ücret ya da bir miktar üzerinde rakamlar teklif ediyorsanız ve bu rakam açlık sınırının altında ya da kıyısındaysa çalışacak kişi bulamazsınız.
Kimse bana burada nitelikten bahsetmesin. Eğer siz zaten bu maaşlara çalıştıracak insan arıyorsanız, onu insan yerine koymadığınız gibi, nitelik beklentiniz de yok demektir. Doldurulacak masa ya da makine ihtiyacınızla yüzleşmelisiniz.
İş burada bitmiyor. Diyelim ki genç bunu kabul etti ve çalıştı. Yıllarca emek verip, maaşından direkt vergi ve prim kesilip, aslında geliri gideri karşılamadığı için vergiye konu bir rakamla yüzleşmemesi gerekirken çalışırsa, emekli olunca ne olacak?
En az 20 bin TL, ortalamada da 28 bin TL maaş alacak. O nedemek? Yani yıllarca çalışırken sürünecek, emekli olduktan sonra da bir şey değişmeyecek, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verecek.
Hani Neyzen’e çalış demişler de sormuş ya? Ne olur çalışırsam? Aşama aşama Başbakan’a kadar çıkartmışlar çıtayı. Sonra ne olur deyince de ‘hiç’ demişler. O da demiş ki ‘şimdi de hiçim, niye çalışayım? İşte durum tam da bu.
Peki gençlerde durum bu da, istihdama katılmak isteyen işsizlerde durum farklı mı? TÜİK’e bakarsanız ülkede yüzde 8,3 işsiz, yüzde 21’de adeta yetişkin NEET var. Herkesi yok sayarak ekonomi yönetemezsiniz; bu hakikatten de kaçamazsınız.






