Hafta sonu itibariyle yine elektrik ve doğalgaz üzerinden çapıldık. Bilhassa elektrikte gelen artışla ilgili sürpriz yok. Zaten üç ayda bir rutin olarak fiyat ayarlaması yapılıyor. Doğalgaz meselesine gelince de zaten dünyada yaşananların ve arz sıkıntısı başta olmak üzere gelişmelerin bir artış getireceği tahmin ediliyordu.
Sıkıntı ne biliyor musunuz? Hizmet bedellerine yapılan artışta değil. İnsanların gelirlerine yapılmayan oranların, hatta yıllık yapılan gelir artışlarının yılbaşından beri sürekli yeni zam diye kapımıza dayanmasında…
Bilhassa Hürmüz üzerinden yaşananlarda dünyanın birçok gelişmiş ülkesi, kendi vatandaşına bu alanda sunulacak destekleri açıklayıp, tartışırken, biz yine dejavu yaşadık. Tıpkı pandemi döneminde olduğumuz gibi yapayalnız olduğumuzu yüzümüze vurdular.
Çarşı pazar yanarken, Market Endeksi’nin üçte biri oranında enflasyon açıklamak zaten yeterince niyet ortaya koyan bir gösterge. Tüm fiyatlar artarken, maliyetler yükselirken enflasyonu düşürmeyi başaran bir ekonomi yönetimi ile karşı karşıyayız. Elbette keşke gerçek bir başarıdan söz ediyor olsaydık; illüzyondan değil.
Halen Hazine ve Maliye Bakanı sosyal medya hesabından iletilerle algı yönetmeye çalışıyor. Dünyadaki tüm raporlamalar önümüze enflasyon artışı ve faiz yükseltme zorunluluğu geleceği ihtimallerini tartışırken, yine hiçbir şey yokmuş gibi davranan bir yönetim zihniyetiyle karşı karşıyayız.
Pandemide de böyle olmuştu. O dönem yaşananları hatırlayın. Trilyonlarca dolar ya da avro karşılıksız yardım dağıtılırken, bizde IBAN verip borç istemekten yardım diye geliri kesilmiş insanlara kredi açıklamaya kadar bir dizi akıl almaz işe imza atılıp, sonra da bunlar destek diye anlatıldı.
Hatta reel sektöre verilen kısa çalışma ödeneğinin bile işçinin parasından, işsizlik fonundan kullanıp, sonra da o parayı yerine koymak akıllarına bile gelmedi. Öylesine büyük bir borçlanma yaşandı ki, insanlar bu kısır döngüden çıkarak geçinmelerinin olanaksız olduğu bir duruma geldiler.
Yine faiz düşerse enflasyon düşer gibi akıl dışı bir yöntemle hem piyasa faizlerini hem enflasyonu patlatmayı başarı, o arada kurları dizginlemek için milyarca dolar harcayıp, bir de üstüne KKM icat ettiler.
Mucize diye sundukları KKM’ye girdiğimiz rakamla, çıktığımız rakam arasında 30 milyar dolara yakın aleyhimize bir durum ortaya çıktı ve bu süreçte üzerine bir de 60 milyar dolar para harcadık.
Yetinmeyip, kafadan kağıt üzerini bir enflasyon uydurup, bir de bundan hedef belirleyip, insanlara da bu hedef üzerinden gelir artışı sundular ve kredi kaynaklarını da kesip, yaşamalarını istediler.
Geldiğimiz noktada ya açıktan ya da gizli iflasların yaşandığı, meselenin reel sektörü aşıp bireysel iflaslara döndüğü bir fotoğrafın içinde halen dezenflasyondan bahsedecek kadar çılgın bir bakış açısından çıkamıyorlar.
Netice itibariyle kızgınlık yaratan son gelen enerji zamları değil. Kirasından gıdasına, enerji isinde ulaştırmasına kadar yok sayılan giderler ve karşılığında tutmayan hedefler üzerinden verilen gelirler. Mesele vatandaşın ve reel sektörün içinden çıkabileceği boyutu aştı. Artık sözde itibardan zannedilen başlıklardan tasarruf yapma zamanı.






