Bugünlerde herkes futbol bahis ve olası şike iddialarını konuşuyor. Elbette işin eğrisi, doğrusu zaman içinde ortaya çıkacaktır. Fakat tüm bunların gölgesinde yaşanan başka bir şikeli alana ise kimse mercek tutmuyor.
Şike ne için yapılır? Belli bir alanda sonucu etkilemek için kurgu oluşturulması ve bundan kazanım elde edilmesi amacıyla, gerçekçi olmayan faktörlerle sonuca etki etmek için değil mi?
Peki gerçekçi bulunmayan bir enflasyonun en az iki katı maliyetlerle yaşayıp, açıklanan enflasyon baz alınarak hedef konularak, insanların gelirlerini buna göre arttırıp, sonucu etkilemek de şikeye girmez mi?
Bunun açığa çıkarılmasının yolu nedir? Ortada bir şike olup olmadığını öğrenmek için, rakamı belirleyen kriterlerin şeffafça ortaya konulması ve sonrasında da sonucu değiştiren bir durumun olup olmadığının belirlenmesi…
Konu defaten hukuka yansımış olmasına rağmen, bu alanda tatmin edici bir açıklama yapıldığını gördünüz mü? Futbol tabiriyle topun hep taca atıldığı gel geç açıklamalarla geçiştirilen, diğer tarafta da muhataplarının fiili durum yaratmak için beyanat vermesinden öteye bir hadise yaşanmadı.
2025 yılını tamamlamaya hazırlanırken, 2026 yılının 1 Şubat’ında cebe girecek maaşlardaki artışın, bugünden açıklanan açlık sınırının altında kalması, gerçek hayat ile ekonomik rakamlar arasında bir tutarsız olduğuna dair en açık kanıt haline gelmiyor mu?
İster asgari ücret, ister emekli ücretleri, ister memur maaşlarında maksimum yüzde 20’ye varan yükselişler, öte tarafta reel sektörün maliyetlerinde tüketici enflasyonuna yansımayan eş zamanlı düşen yüzde 100’lük fark izahı yapılması gereken başlıklar olarak ortada durmuyor mu?
Bir başka konu da kur korumalı mevduat meselesi. Bugünlerde haberlere yanşayan ‘kurtuluyoruz’ müjdesi de açıklamaya muhtaç bir konu değil mi? Hedef döviz mevduatlarının TL’ye dönüp, dolarize olmuş bir ekonomiyi normalleştirmesiydi değil mi?
Yapılan uygulamanın bununla hiç ilgisi yokken geldiğimiz noktada meselenin işe yaramadığı da açıkça gözüküyor. Bugün kurtulmakla sevindiğimiz şeyin 2021 Aralık’ında mucize diye anlatılması hiç mi çelişki barındırmıyor. Mucize diye anlatanla, kurtulduğumuzu söyleyenin de aynı iktidara sahip ekonomi yönetimi olması garip değil mi? Peki arada ödenen fatura nerede?
Neden mi işe yaramadı? Aralık 2021’de döviz mevduatlarının değeri 239 milyar dolardı. Dolar / TL kuru neydi? 18,35… Dolar basamadığımıza göre bunun TL maliyeti ya da karşılığı ne kadardı? 4 trilyon 385 milyar 650 milyon TL.
Peki Aralık 2025’te açıklanan döviz mevduatları ne kadar? 215 milyar dolar. Dolar / TL kuru ne? 27 Aralık itibariyle 42,84. TL maliyeti ya da karşılığı ne? 9 trilyon 210 milyar 600 milyon TL.
Arada ödediğimiz bedelleri, daha çok dolarize olduğumuz gerçeğini, maliyetini bilmediğimiz swap anlaşmalarının faturasını, KKM’den çıkarken sabit kur görece yüksek faizle rantiyeye ortam sağlayan yeni bir piyasa yaratıldığı gerçeğini, salt rakamlara bakarak yok etmemiz mümkün mü?
Sonuç mu? 2026 yılının bütçesinde, Cumhuriyet tarihinin rekoru düzeyde bütçe açığı ve faiz ödemesi. İkisi de ayrı ayrı 2,7 trilyon TL olarak öngörülüyor. Peki bize etkisi ne? Açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilip, rekabet edemez bir reel sektör yaratıp, faturayı ödeme talebini karşımızda bulduğumuz bir yıl daha.
Hepsinin çıkış noktası ne? Kimsenin ikna olmadığı veriler. Etki etmesinden sonuçlarına, kazanım sağlanmasından yeni faturalar çıkmasına göre, bu haliyle ekonominin de şike soruşturması geçirmesi gerekmez mi?






