En az emekli maaşı yasal düzenlemeyle birlikte 20 bin TL olarak açıklandı. Rakamın kendisi zaten ayrı bir dram. Açlık sınırının bugün itibariyle 10 bin TL altında bir rakamın, insanların geçimine yeteceğini düşünmek zaten yeterince akıl tutulması bir yaklaşımı sergiliyor.
Fakat bundan daha garip olan yasalaşma sürecinde yaşananlar… Muhalefet en az emekli maaşının 28 bin TL olmasını istedi ve bir mücadeledir başladı. Elbette 20 bin TL ile 28 bin TL arasında çok büyük bir fark var. Hele ki bu maaşlar geçinmeye çalışan insanların hayatında çok şeyi değiştirir.
Bunu kabul etmekle birlikte asıl dramanı burada başladığını da belirtmek gerekiyor. Çünkü herkes ülkedeki emeklilerin birçoğunun en az emekli maaşı seviyesinde olduğunu kabul ettiği anlamına gelir.
İş sadece burada da bitmiyor. Bu seviye ile birlikte, daha önce artış alanların da en az emekli maaşı alan statüsüne çekildiğini, üstelik bin TL fazla verildiği söylenerek bu seviyeye gelineceğini de hatırlatmak gerekiyor.
Bu kötü bir şey mi? Bu sene için belki hayır. Ama gelecek sene bu insanların da en az emekli maaşı seviyesinde yaşam mücadelesi vereceğinin şimdiden habercisi. Yani tabandaki insan sayısı daha da çoğalttılar.
Keşke mesele burada kapansa… 2025 sonu itibariyle ülkede yoksulluk sınırının 100 bin TL olarak açıklandığını, 2026’nın Şubat ayında, yani ilk maaşlar cebe girdiğinde bunun da üzerine çıkacağını dikkate alırsanız, kavga edilmesi gereken rakam nereye gelir? Minimum 55 bin TL emekli maaşına…
Hayal gibi rakamlar olarak nitelendirildiğinin farkındayım. Ama gelirdeki bu hayal, ne yazık ki giderdeki gerçeğin yanında çok mütevazı kalıyor. Zaten bu nedenle de insanların borca batık yaşadıklarına şahit oluyoruz.
Meclis’te tartışmanın bile, hatta ret olunan rakamın bile geçen ayki açlık sınırının 10 bin TL altında olduğunu düşünürseniz, insanın durum ‘neyi tartışıyorsunuz’ diyesi geliyor. Ortada bir sefalet gerçeği en üst makamdan, yani TBMM’den bu kadar açık kabul edilmemişti.
Gariplikler serisi burada da noktalanmıyor. Yasal düzenleme TBMM’ye geldikten sonra 28 – 30 bin TL bandında tavsiyelerde bulunan MHP, bir anda 20 bin TL için oy kullanıp, onay veriyor. Oysa aradan yıllar geçmedi ki… İtiraz niyeydi, neye ikna olundu ve bu kadar kısa sürede tersi kabul edilecekse, niye o rakamlar telaffuz edildi? Hiçbirinin yanıtı yok.
Ne var ki tüm bunların üzerine şahika noktasına imza, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Özlem Zengin’den geldi. Bu rakamların sefalet ücretleri olduğu söylenip, seçimin kapıda olduğu hatırlatılınca dedi ki:
“Biz emeklileri en fazla düşünen partiyiz. En çok oy aldığımız kitle bu ülkede garibanlar, haklarını bize helal etsinler.” Yani resmen ülkeye yıllarca emek vermiş, verirken prim ve vergi ödemiş, bugün hak ettiğini alamayan insanların garibanlığı kabul edildi. Sizce bundan daha üst bir nokta var mı?






