Merkez Bankası piyasa katılımcıları anketinin yüzde 24 enflasyon beklentisi ne kadar gerçekçi tartışılır ama, TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyonla, piyasanın enflasyonunun tutmadığının en ne kanıtı, gelirlerin önemli bir bölümünü harcadığımız ulaştırmada hayat buluyor.
Her vatandaşın kullandığı minibüslerde indi bindi ücreti üzerinden bir sağlama yaparsak, 2022 Mart ayında 5 TL olan ücretin, TÜİK verilerindeki enflasyonla zamlandığını düşünürsek, 2026 Şubat ayındaki son zamla birlikte 25,3 TL olması gerekiyor.
Peki son gelen zamla birlikte ne olacak? 39 TL. Aradaki fark olması gereken rakamın yarısı kadar; yaklaşık 14 TL. Bunu her tüketim kalemi için ayrı ayrı hesaplayabilirsiniz ve çok büyük bir değişiklik çıkmayacaktır.
Ama gıda, konut ve ulaştırma başlıklarında tüketimini sınırlanmış bir vatandaşın bir tarafta geliri hedef enflasyon üzerine kurgulanırken, açıklanan enflasyonun da üzerinde zam gördüğünün ve satın alma gücünün yok olduğunun en net kanıtından bahsediyoruz.
Keza aynı şeyi otobüsten metrobüse, metrodan taksiye kadar her alana da yaymak mümkün. Doğalgaz faturalarındaki artıştan ev kiralarına, gıdada küçülen sepete karşı artan fiyatlara inat, güdükleşen gelirlere kadar neresinden bakarsanız bakın, ortadaki fakru zaruret kabul edilmese de bağırıyor.
Sorunun talepten değil, maliyetlerden kaynaklandığını, ama sorulduğunda fırsatçılar söyleminin arkasına sığınılarak insanları ve firmaları nasıl köşeye sıkıştıran bir sistemle karşı karşıya kaldığımızı, sonuçta sapmalarla bile ulaşılan rakamların gerçeklerle ne kadar örtüşmediğini açıkça bize gösteriyor.
Siz enflasyon raporunda algının ne kadar önemli olduğundan bahsediyorsunuz ama vatandaş algıdan değil, yaşananlarla açıklananlar baz alınarak artmayan gelirlerinden ve göçen satın alma gücünden söz ediyor.
Yani ekonomi yönetimi psikolojiyle enflasyon düşüreceğini zannederken, hayatın gerçekleri ne yazık ki söylemleri de, istatistikleri de, eylemleri de yalanlar bir biçimde insanları çaresizliğe itiyor.
Diyelim ki 16 Şubat Pazartesi günü vatandaş minibüse binse ve indi bindi mesafesinde 25 TL vermek istese, karşılığında ne yanıt alır? 15 TL daha isterler değil mi? Peki dönüp şunu söyleyebilir mi?
‘Senin bu istediğin rakam gerçekçi değil. Algılarında hata var. Bu nedenle 25 TL’yi kabul etmek ve hizmeti vermek durumundasın. Lütfen devam et.’ Bunu derse ne olacağını hayal edebiliyor musunuz?
Araçtan indirileceği kesin de, tartışmadan dayak yemeden kurtulursa ne mutlu. Sadece bu örnek bile gerçeklerle söylemler arasındaki büyük uçurumu gözler önüne seriyor ama vatandaşın çaresizliğini de anlatıyor.
Ne diyecek? ‘Aradaki farkı Bakan Şimşek’ten mi isteyin’ diyecek.? Biraz gerçek hayata dönün lütfen.






