Ekonominin insana dair bir unsur olduğunu unutan, rakamlarla durum anlatmaya çalışan, o rakamları da gerçekten saptırarak algı yaratma peşine düşen bir ekonomi yönetimi alışkanlığı değişmiyor.
Doların artmasından satın alma gücündeki düşüşe, hayat pahalılığından enflasyona kadar tüm problemlerin psikolojik olduğunu düşünerek hareket ederseniz, algıyı da birinci öncelik meselesi haline getirirsiniz.
Fakat bunların hiçbiri sorunları ortadan kaldırmaz. Gerçek olmayan bir enflasyon rakamı ve geçim zorluğunun abartı olarak nitelendirildiği bir ekonomide, sadece ‘iyisin iyi’ diyerek insanları rahatlatamazsınız.
Birkaç örnek vereyim. Mesela emeklilere yüzde 25 zam verip, açlık sınırının altında yaşamalarına razı olmasını isteyip, sonra da Cumhuriyet tarihinin en yüksek maaşını verdiğinizle övünemezsiniz. Bir insanın kaç TL maaş aldığı değil, o geliriyle ne alıp ne alamadığını önemlidir.
Yine bir diğer misal: İstanbul ekmek fiyatlarının 8 TL olması meselesi gündeme gelince, simidin 10 TL olduğunu görmezden gelip, konuyla ilgili tartışmalara İstanbul Valiliği üzerinden bir açıklık getirildi ve ekmeğin fiyatının 5 TL olduğu ifade edildi.
Oysa zaten çok uzun zamandır ekmeğin fiyatı 6 TL. Valiliğin bundan haberinin olmadığı düşünülemez değil mi? Şimdi ekmeğin 6 TL’den satıldığını kabul etmeyene, fiyatın 8 TL’ye çıkıp gramajın düştüğünü nasıl anlatacağız?
Ama algı yaratmak isterseniz, resmi açıklamayı 5 TL üzerinden yapar, sorunun da çözüldüğünü zannedersiniz. Bir örnek daha vereyim. Enflasyon hesaplamasında esas alan değerlerin listesinin açıklanmasından vazgeçildi; malumunuz.
Bunun üzerine DİSK konuyu mahkemeye taşıdı. Hukuk bunun anayasal bir hak olduğunu ifade ederek TÜİK’ten listeleri yayınlamasını istedi. Uzun bir süre gereği yapılmayınca, gelen baskılar üzerine TÜİK’ten DİSK-AR’a bir açıklama yapıldığını, DİSK yöneticilerinin düzenlediği basın toplantısından öğrendik.
Verilen yazılı yanıtta daha büyük bir şaşkınlık oluştu. Çünkü TÜİK, böyle bir listelemenin sunulamayacağını, çünkü ortada bir liste olmadığını söylüyordu. O zaman insan şunu soruyor: Peki enflasyonu neye göre hesaplıyorsunuz? Yanıt yok.
Sizin enflasyonu yüzde 38 açıklamış olmanız ve bunu yanınıza çektiğinizde onca medya kuruluşuyla birlikte söylüyor olmanız, durumu değiştiriyor mu? Algıyla enflasyon düzelmiyor ama, o enflasyon oranıyla gelire zam yapılınca, satın alma gücünün daha da eridiği gerçeği de ortadan kalkmıyor.
Bir son örnek de bu hafta gerçekleşecek Körfez turuyla ilgili vereyim. 200 milyar dolar geleceği dedikodusu, fısıltı gazetesiyle yayılıyor. Böylece doların TL karşısında düşeceğini mi sanıyorlar bilmiyorum ama yetkililerimiz şunu bilse iyi olur. Algı, karın doyurmuyor; bilim lazım.
[email protected]






