Türkiye’de emeklinin yaşadığı dram bir tarafta ekonomik sıkıntılar, diğer tarafta kentsel dönüşüm açmazı, öte yanda da durumu anlamayan siyasilerin bakış açılarıyla gittikçe ağırlaşan bir fotoğraf haline dönüşüyor.
Özellikle kentsel dönüşüm ihtiyacı ve gerçeği, binaların kontrolden sonra yaşına bağlı olarak dönüşüm kararı verilmesiyle birlikte ortaya konulan yıkım iradesi sonrası, kaderleriyle baş başa bırakan ve çözüm üretmeyen tavrıyla bugünlerin en az konuşulan ama en çok can yakan konularının başında geliyor.
Zaten geçinemeyen bu insanların, bir de evlerinin yenilenmesi için para bulması, hatta bu süreci finanse edecek kadar kiraya çıkıp harcama yapmasını beklemek, ne akılla ne de vicdanla bağdaşır bir yan değil.
Ortaya konular çarpık bakış açısı ve halden anlamaz tavır, geçimden güvenli yapı ihtiyacına kadar sorunun kendisinden daha problemli bir hal almaya başladı. Son olarak TBMM’ye bir kanun teklifi sunuldu.
MHP’nin sunduğu bu kanun teklifinin iyi niyetli olduğuna eminim. Fakat o kadar gerçekten uzak ve kaş yapayım derken göz çıkaracak cinsten ki, çözüm mü istiyor, sorunu mu ağırlaştırıyor tartışılır.
Bu kanun teklifine göre “…evi olmayan ve kirada yaşayan emeklilere TOKİ sosyal konutlarında öncelik verilmesi planlanıyor. Teklif kapsamında emekliler için sıfır faizli, uzun vadeli konut finansman programları oluşturulması ve ödeme şartlarının gelir durumuna göre belirlenmesi öngörülüyor.”
İlk planda hoş gözüküyor değil mi? Fakat bazı bakış açısı hataları var. Mesela genellikle insanlar emekli olduktan sonra ev sahibi olmazlar. Geçmiş yıllarda emekli ikramiyeleri buna olanak veriyordu. Ama bugün kredi kartı borcunu ödemekten bile uzak rakamlardan söz ediyoruz.
Yani bugünün gerçekliğinde Türkiye’de emeklinin ev sahibi olabilmesi ne mümkün ne de ana eğilimin kendisini oluşturuyor. Çalışan insanların ev sahibi olabilme kapasitesi üzerine kurgulanmış bir yapımız var. Son dönemde artan fiyatlar ve ulaşılmaz ev fiyatları başta beyaz yaka olmak üzere onları da sistemin dışına ittiği için dolu restoranlar görüyorsunuz. Çünkü birikim yapamayan, gününü yaşamayı tercih eder hale geldi.
Bu gerçeklik ortadayken, emekli konutları diye ortaya çıkmak abes ile iştigaldir. 20 bin TL emekli maaşıyla ya da ortalama emekli gelirini 28 bin TL olarak kabul ettiğiniz bir ülkede, mütevazı açlık sınırının 35 bin TL olduğunun farkında değilseniz, bu teklifi de sunabiliyorsunuz.
Ev kiralarının bile emekli maaşlarını geçtiği bir fotoğrafın tam ortasında hangi emekli bu harçlık seviyesine düşmüş rakamlarla emekli konutlarına başvurup, TOKİ’nin ürettiği evlerin taksitlerini ödeyecek?
Elbette bu mümkün olmadığı için ya düşünülmemiş ya da komşular alışverişte görsün cinsinden verilmiş bir kanun teklifinden söz ediyoruz. Emeklinin kentsel dönüşüm sorunun çözmek istiyorsanız kamu burada devreye girip maliyetine yapımı üstlensin, o süreçte de boş TOKİ evlerini kullanıma versin.
Bundan da önemlisi emekli aylıklarını harçlık olmaktan çıkarıp, insani seviyelerde yaşayacak oranlara getirecek çözümler üretsin. Yoksa iyi niyetle verdiğiniz bir teklifin ya iyi niyeti sorgulanır hale geliyor ya da teklifi ettiğiniz anda kanun kadük hale dönüşüyor. Dönüp biraz sokağın gerçeğini fark edin.






