Bir bayramı daha boynu bükük giren insanlar fotoğrafına bakarak karşılıyoruz. Geçim derdi içinde kıvranan, satın alma gücü tamamen erirken, ekonomi yönetiminin halen enflasyon artış hızındaki düşüşten bahsettiği insanlardan söz ediyoruz.
Merkez Bankası’nın Finansal İstikrar Raporu’na baktığımızda, artık borçlanmaya bile mecali kalmamış bir tüketici gerçeğinin gölgesinde, iç piyasası tamamen tıkanmış esnaf gerçeği bir yanda, içte işi döndüremeyip, ihracatta rakam tutturamayınca yurtdışından borçlanması artan reel sektör diğer yanda.
Halen algı üzerinden, beklentilerle insanların açlığını görmezden gelmesini beklerken, yaşam maliyetlerinden bihaber olan yaklaşım içerisinde, verdikleri 4 bin TL’lik bayram ikramiyesine sevinenler insanları hayal ediyorlar.
Kurban Bayramı’nda kurban kesmeyi hayal bile edemediği gibi, gelen torununa harçlık veremeyecek noktaya getirilmiş insanlar gerçeğine bakarak, ‘hadi iyisiniz’ oynayanların artık gerçeklerle tamamen ilgisinin koptuğunu düşünüyorum.
Yurtdışının bizi kıskandığı gibi saçma sapan ve akıl almaz tezlerle ortaya çıkıp, sokak röportajlarında hangi mantıkla mikrofona atladığı belli olmayan sözde gurbetçilerin ekonomiyi övmesinin tahammül edilemez hale geldiği bir dönem içerisindeyiz.
Oysa rakamlara, gerçeklere ya da verilere bakmanıza gerek yok. Şayet bu ülkede Diyanet vekaleten kurban kesim ücretlerini yurtdışında 7 bin TL, yurtiçinde 18 bin TL olarak açıklıyorsa, aradaki farkı da kurbanlık fiyatlarından kaynaklanan gerekçelerle açıklıyorsa zaten konuşacak bir şey de kalmıyor.
Ortalama 6-7 avroya et yiyenlerin memleketinde bugünkü kurdan bile çarpsanız, yarım kilo kıyma alamayacağınız bir fotoğrafın içerisinde neyin mukayesesini yapıyorsunuz? Hangi yüzle geçim karşılaştırmasına giriyorsunuz?
Vatandaşın insani ihtiyaçlarını bile karşılamaya halinin kalmadığı bu ortamda en tehlikeli olan, psikolojik olarak işin içinden çıkmaktan umudunu kesmiş insanların daha fazla harcama yapma ihtimalidir.
Geçtiğimiz yıllarda bu konuda bir yapılan araştırma, bu tespiti net bir biçimde paylaşmıştı. Kredi kartı borcu olan ve bunu ödemekte zorlanan insanların, bir tür intikam alışverişine yöneldiği ve borcuna borç katan bir psikolojiyle hareket ettiği tespit edilmişti.
Zor bir dönemdeyiz ve içte ya da dışarıda yaşananlara bakılırsa, önümüzdeki günlerin bugünkünden daha zor olacağı, rakama takmış ekonomi kurmaylarının da tüketimi kısmak adına daha büyük fakirlikler vaat ettiğini görüyoruz.
Bu nedenle lütfen hesapsızca alışverişe yönelmekten, intikam alışverişi yapmaktan uzak durun. Gelirin ancak gıda, ulaştırma ve barınmaya yettiği bu şartlar altında borcunuza borç katıp, işi içinden çıkılmaz noktaya getirmekten uzak durun. Kendi gerçeğinize yabancılaşmamanız dileğiyle iyi bayramlar.






