Yeni bir ekonomik modele geçilirken, buna yönelik ihtiyaçların da gündeme gelmesiyle, sistemler geliştirilmeye başlandı. Yeni teknolojilerden, uygulamalardan ya da ticaret biçimlerinden, tüketimden söz ediyoruz ama meseleyi biraz incelediğinizde çoğunun zaten eskiden hayatımızda, kültürümüzde var olan ve unuttuğumuz felsefeler, yaklaşımlar olduğuna şahit oluyoruz.
Bunların mucize diye anlatılması ise, bence tüketici üzerinde etki etmesi açısından en dezavantajlı konuların bayında geliyor. Bu alanda ciddi bir iletişim hatası olduğunu düşünüyorum.
Konuları ya Osmanlı’ya kadar gidip hamasetle anlatıyoruz ya da ilerleyen teknolojinin de etkisiyle mucize diye sunuyoruz. Mesela bugün hayatımızda olan fintech kaynaklı hizmetlerin birçoğunun ticaretin etik olarak yapıldığı dönemlerden biliyoruz. Yıllar içerisinde bunu kaybetmiş olmamız sonucu değiştirmez.
Örneğin KOBİ’lerin finansa erişimi bu sistemler üzerinden konuşuyoruz da, eskiden merkezi yönetilen bankacılık öncesinde banka müdürleriyle bölgenin işletmeleri arasındaki o sağlam ilişkiyi görmezden geliyoruz.
E-ticaret hayatımıza çok girdi ama temelinde esnaf ve girişimci kültürüyle bezenmişlerin ya da kanunda tarif edilen biçimiyle basiretli tüccar işi olduğunun farkına varmıyoruz. Yıllar içinde kaybettiğimiz değerleri yeniymiş gibi anlattığımızda da benimseme sorunları çıkıyor.
Bunlardan biri de iklim krizine paralel gelişen, atık yönetimi başlığı. Depozito iade sisteminin şimdi 1 Temmuz itibariyle gündemimize gireceği, marketlerde yeni dönem başlıklarıyla sunuluyor.
Oysa biz çocukluğumuzdan meşrubat ya da süt şişelerini iade etmeye alışık bir toplumuz. Bunu hatırlatmak yerine meseleyi devrim gibi sunarsanız, benimsenmesinde de uygulanmasında sapmalara neden olursunuz.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte uygulaması ve takibi kolaylaşan bu sistemlerin, mantığını anlatmadığınız sürece sonuç almak tesadüflere bağlı kalıyor. Bundan sonra marketler depozitolu olan ambalajların iadesi alıp, karşılığında da yine eskiden hayatımızda olan depozito parasını verecekler.
Bu bizim yabancı olduğumuz bir kavram değil ki, yeni diye anlatıyorsunuz. Üstelik 90’lı yıllarda o dönem akbil iadesi üzerinden sistemin gayet güzel işlediğini ama yaygınlaşmasıyla ilgili sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Sözlerim yanlış anlaşılsın istemem. Depozito iade sistemine geçiyor olmamızdan yakınmıyorum. Aksine bu sistemi yürekten destekliyorum.
Fakat uygulamaların benimsenmesi için, insana ‘yeni’ ibareleriyle, biraz da reklam kokan hareketlerle anlatılmasına itiraz ediyorum. Bize ait olanı, yeni bir şey gibi anlatmaya kalktığınızda uygulamada zorlama hissi uyandırıyor ve dirence neden oluyor. Bırakın reklam yapmayı ve zaten bildiğimiz şeyi, teknolojinin getirdiği kolaylıkla yeniden uyguladığımızı anlatın. Depozitoda da, diğer konularda da…






