Ülkede her veri açıkladığında, her enflasyon ile ilgili bir konu açıldığında Bakan Şimşek’ten Merkez Bankası Başkanı Karahan’a kadar ve elbette raporlarda da dezenflasyon sürecinden bahsediliyor.
Enflasyonun hayatın kendisinde maliyetlerden fiyatlara kadar her yerde kendini hissettirdiğini, görece düşen oranların da tüketim yoksunluğundan kaynaklandığı bir fotoğrafta vatandaştaki algı çok açık.
Söylenenlerin gerçeği yansıtmadığını, ekonomi yönetiminin de başarılı gözükmek için bunu dile getirdiğini belirtip, süreç içinde duruma karşı hassasiyetini yitirip, umursamazlığının arttığı bir yaklaşım sergiliyor.
Oysa diğer çıktılara baktığınızda bütçe açıklarından faiz ödemelerine kadar ekonomi yönetiminin kez olarak ortaya koyduğu savların bile sonuç vermediği açıkça görülüyor. Fakat mesele hızla bir yakınma ya da daha kötüsü umursamama kulvarına giriyor.
Şimdi son açıklanan faiz kararının ardından yine benzer sözleri duyduk. Hatta Karahan ve Şimşek Türkiye Bankalar Birliği’nin Genel Kurulu’nda yaptıkları konuşmalarda yine bu konunun altını çizdiler.
Zaten çok sıkıştıklarında da hayat pahalılığı ile enflasyonun birbiriyle direkt bağlantılı konular olmadığını söylüyorlar. Teknik olarak doğru, ama ortaya çıkan şartlarda tamamen yanlış bir yaklaşımdan söz ediyoruz.
Şayet sizin ülkenizde geniş bir tüketim maddesi yelpazesi varsa, enflasyon hesabı yaparken elbette doğru yöntem ortalama değerleri almaktır. Gerçi fiyata artanların sabit ve düşenlerin kat be kat üstünde, ezici ağırlıkta olduğu bir fotoğrafta bile bu enflasyonun düşme ihtimali yok ya neyse…
Bununla birlikte şu an Türkiye’de insanlar enerji ve kirayı da barındıran konut, ulaştırma ve gıda eksenine sıkışmış vaziyetteler. TÜİK’in son hane halkı harcamalar raporu bile bu oranın gelirlerdeki payının yüzde 70 olduğunu ortaya koyarken, sizin hale alım ihtimali sıfır olan mesela okul kıyafetini yıl başında sepete koyarak, buradan oran belirlemeniz çok da anlamlı olmuyor.
Peki bu kadar açık bir tabloya ve sokakta fiyatların arttığı, artarken, üretici maliyetlerinin tam olarak yansıyamadığı ama tüketicinin ulaşmakta güçlük çektiği fiyatlara karşın, neden bu ısrar? Niçin sürekli bir dezenflasyon olduğu fikri topluma empoze ediliyor.
Nedeni çok açık… Temmuzda emekli maaşlarında ve memur maaşlarında enflasyon farkları verilecek, öncelikle bunu atlatmak. Bunun da ötesinde yılın sonunda yine kimsenin inanmadığı rakamlar üzerinden kurgulanan hedefler gösterilerek, yaşam maliyeti ile maaş artışları arasındaki fark açılacak ve fakru zaruret derinleşecek.
Yani muhatabını umursamayan, ekonomik yaklaşımları rakamları tutturmak zanneden, üreteni ürettiğine pişman eden bir ekonomi zihniyeti, bugünden size yarının ortamını yapıyor. Yılın başında güdük gelir artışlarına şimdiden hazırlanın.






