Müjdemi isterim; artık işsizken daha çok sağlık sigortası primi ödeyeceksiniz. Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren uygulamayla Genel Sağlık Sigortası primlerinde değişiklik yapıldı.
1 Aralık 2025’ten itibaren geçerli olacak. Eskiden sizden GSS kapsamında istenen 780 TL, bin 560 TL’ye çıkarıldı. Ne güzel memleket değil mi? Kimden isteniyor bu para? Geliri asgari ücretin üçte birinden fazla olan herkesten.
Peki bu ne demek? Yani aylık 7 bin 467 TL cebinize giriyorsa, bu yaşamanız için yettiği gibi, bir de sağlık için prim ödenmesi anlamına geliyor. Bunun altında geliriniz varsa da kanıtlamanız şart.
Mesela dediniz ki, zaten işsizim, gelirim yok. İş orada bitmiyor. Eğer evinizde televizyon ya da çamaşır makinesi varsa, hatta işsiz kalıp anne baba evine sığındıysanız, onların da emekli maaşı varsa, bunlar da gelire dahil edilip, sizin bu rakama sahip olduğunuz varsayılıyor.
Özetle neredeyse işsiz, sokakta yaşayan biriyseniz ancak bu primden kurtulabiliyorsunuz. Ayrıca gelir / gider dengesine de bakılmıyor. Çalışırken sizi tüketim ekonomisine yönlendirip borç batağına batıranlar, işsiz kaldıktan sonra bu borçları da olası gelirden ya da buzdolabının varlığıyla oluşan sahte zenginlikten düşmüyorlar.
Bir ülkede işsizden sağlık sigortası primi almak zaten yeterince mantık dışı bir hareketken, ona sağlık hizmeti vermeyeceğini düşünmek de sosyal devlet ilkesiyle çelişen bir yaklaşım değil mi? Dünyada işsizden sigorta primi almayı icat eden garip bir ülke haline dönüştük.
Düşünsenize, çalışırken dünyanın en yüksek dolaylı vergisini ödeyeceksiniz; normal sigorta priminizi yatıracaksınız; yetmeyecek işsizlik fonu için hem sizden hem de işverenden para kesilecek, işsiz kalanların çok az bir oranı buradan faydalanmaya hak kazanırken, baraj yapımına ya da pandemi gibi dönemlerde işverene buradan fon kullandırılacak, ama siz işsiz kalınca bir de üzerine sağlık için prim ödeyeceksiniz?
Tam bir Levent Kırca parodisi gibi… İşsiz insanın zaten geliri sıfırlanmış demektir. Buradan talep edeceğiniz rakamı tahsil etme olanağınız bulunmadığı gibi, ifade ettiğim sistem içerisinde mantığı da yok.
Bu nedenle de zaten salma gibi gelirsizden ya da işsizden istenen bu rakam, tahsil edilemediğinden de her seçim dönemi yaklaştığında önce af çıkarıp, birilerinin ödeyerek borcu kabul etmesini sağlayan, sonra da borcu silen bir yaklaşımı önümüze getiriyor.
Pratik olarak zaten tahsil etme olanağı olmadığı gibi, sosyal devlet ilkesiyle de ters bir yaklaşımsa kimseyi rahatsız etmiyor. Üstelik çok da sertler. Son aftan önce herkesin cep telefonlarına haciz korkutmalı mesaj yollayıp, kurban sayısını arttırmadılar mı?
Hadi hiçbirini kabul etmediniz. Bu rakamın alınması gerektiğini düşündünüz. O zaman bu zam miktarı ne: Asgari ücrete yüzde 20, emeklilere de yüzde 15 civarında bir yıl için zam yapmanın yolunu yaparken, işsizden istediğiniz prime neden yüzde 100 zam yaptınız? Gerçekten bu ülkede akıl da, izan da, matematik de, ekonomi de nalın keserine döndü. İnsaf…






