Türkiye ekonomisi dijital ikiz sendromu yaşıyor. Ama sanırım bu ayrı yumurta ikizlerinden oluşuyor ki, birbirine benzemeyen, buna karşılık birini esas alıp, diğerini de şekillendiren çarpık bir fotoğraf ortaya çıkıyor.
Malûmunuz dijital ikizde, bir uygulama yapmadan önce, sensör gibi teknolojilerle toplanan verilerle bire bir uyum sağlanır ve bunun üzerinden oluşturulan senaryolarla da sapmalar yok noktasına kadar getirilir.
Bizim dijital ikiz uygulamasında esas alınan kriteri TÜİK verileri oluşturuyor. Fakat oradaki sapmalara uymamız beklenirken, hayatın gerçekleri işlerin çok da öyle yaşanmadığını gösteriyor. Veri yanlış olup, onun üzerinden şekillendirilen hayatlar da, büyük sapmalara ve sıkıntılara neden oluyor.
Hazır Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yapay zekâ çalışmalarından bahsetmişken, meseleyi bir de buradan anlatayım dedim. Çünkü gerçekten konuya vakıfsa, en azından bu ironiden ne demek istediğimi anlayacaktır.
Bununla birlikte yaptığı konuşma, arızalı dijital ikiz uygulamasında ısrarlı olduğunu gösteriyor. İliklerimize kadar gıda başta olmak üzere fiyat artışlarına muhatap olurken, satın alma gücümüz erirken, TÜİK’in açıkladığı kasım ayı enflasyonunda gıda fiyatlarında gerileme yaşanmasına bile şaşırmak yerine durumu sahiplendi.
TÜİK’in son açıkladığı verilere göre kültür ve eğlencede para yiyor; tütünlü mamuller tüketerek de enflasyonun artmasına neden oluyoruz. Yoksa deflasyona dönen gıda fiyatları bir yanda, giyim, ayakkabı gibi aylık enflasyonun altında artarak dezenflasyon sürecine katkı veren diğer başlıklar öte yanda enflasyon mücadelesinde verilerle başarılı bir makyaj yapılmış.
Bu eğlence ve kültür harcamalarına bir ara vermemiz gerekiyor. Zaten çok sanatsal faaliyet de sakıncalı. İnsanları sorgulamaya ve düşünmeye sevk edeceği için, düşünen insanların kendi gerçeklerine yabancılaşmasını engeller ve sorgulama başlar. Büyük sakınca…
Yani tersten baktığımızda keşke gerçekten kültür faaliyetlerine yoğun taleple enflasyona neden olsak. Daha ne isteriz? Fakat rakam tutkusuyla algı oturtmaya çalışan Bakan Şimşek, bu alanda ısrarını sürdürüyor.
Mesela bu seneyi yüzde 31 enflasyonla kapatacağımızı, gelecek seneyi de yüzde 20’nin altında kapatacağımızı belirtiyor. Bir taşla iki kuş. Öncelikle kimsenin ikna olmadığı, bunun sağlamasını da yaşamın kendisinden yaptığı enflasyon oranlarında hedefin üzerinde kalmış gibi yapıp, yüzde 31’e ikna çalışması yürütüyor.
Ardından da gelecek sene yüzde 20 enflasyonun altına ineceğimizi söyleyerek, daha yüksek bir maaş artışı beklentisine girilmemesi gerektiğinin mesajını veriyor. Yani özetle diyor ki ‘rakamlar gösteriyor ki biz doğru yoldayız ve bir sene daha sizden fedakârlık’ istemeyi hak ettik. Fakat kimse Mehmet Şimşek’e şunu sormuyor: Peki rakamlar gerçek mi?
Netice mi? Gelecek yıla açlık sınırının altında rakamlarla başlamaya hazır olun.






