Farkında mısınız enflasyon diye bir şey varmış. Bir yanda bununla ilgili mücadele başlatılıyor, bir yanda fırsatçı avına çıkılıyor. 3 bini aşkın firmayı inceleyip, bunun 100’ün biraz üzerinde firmayı şüpheli bulan, onları da incelemeye alan bakanlığın çalışması elbette önemli.
Lakin her şeyi 100 civarında firmanın olası fırsatçılığına dayandırıyorsak konuyu hiç anlamamışız demektir. Hoş, Ege Cansen Usta çok güzel yazmış. Dolarla yüzde 7,5 faizle borçlanan bir ekonomi yönetiminin, bunu başarı diye anlattığı bir ortamda hiçbir şeye şaşırmamak lazım.
Bakan Albayrak ve diğer ekonomi ekibinin söylemlerine bakılırsa, enflasyon düşecek. Fakat ne yazık ki Merkez Bankası anketi bakanları doğrulamıyor. Sene sonu tüketici enflasyonu beklentisini, son açıklamaya dikkat ederseniz yaklaşık yüzde 5 yükseltti. Yükseliş eğiliminin devam edeceği konusunda herkesin hemfikir olduğu anket sonuçlarına göre yıl sonunda TÜFE yüzde 24,2 olacak.
Bu rakamların iyimser ve razı olunan oranlar olduğunu düşünürseniz, durum çok parlak değil. Lakin benim anlamakta zorluk çektiğim, herkesin enflasyonu konuştuğu bir süreçte, neden bu vatandaşla ilgili bir durum değilmiş gibi davranıldığı...
Dolarda biraz gevşeme olunca enflasyonun düşeceğini bekleyenlerin, bunun fırsatçılar nedeniyle arttığını söyleyenlerle aynı kişiler olması sizce de çelişki değil mi? Madem enflasyon sadece dolar kuru nedeniyle artıyor; o zaman neden fırsatçı arıyoruz?
Dolar, TL karşısında gevşeme gösterdiğine göre neden enflasyonda beklentiler yükseliş yönünde oluyor. Yok mesele fırsatçılardan kaynaklanıyorsa, 100 tane firmanın Türkiye’de enflasyonu arttırdığına mı inanmamız gerekiyor?
Şimdi bir mücadele başlatıldı. Enflasyonla mücadele programı çerçevesinde tüm firmalar da arka arkaya açıklamalar ve indirimler ortaya koydular. Hatta bazıları kasım ayında yaptıkları klasik indirimleri erkene çektiler.
Bu adamlar çok mu iyi niyetli; yoksa ellerindeki stokları nakde çevirip oradan da dolara mı dönmeyi planlıyorlar? Nasıl bir gölge oyununun içindeyiz? Gelelim enflasyonla mücadele programına...
Sia Insight tarafından gerçekleştirilen “Metropol Tüketicileri Ekonomik Değerlendirmeler Araştırması”nın sonuçlarına göre vatandaş, enflasyonun daha da artacağını düşünüyor.
Yetmedi, daha ilginç olanı da var. Bu araştırmanın sonuçlarına göre vatandaşın enflasyonla mücadele programı konusunda bilgisi, hatta haberi yok. Metropollü tüketicilerin sadece yüzde 27’si ‘Hükümet’in Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı’ndan haberdar. Programdan haberdar olanların yüzde 45’i bu programın başarılı olacağına inanıyor. Dip not: Bu da tüm tüketicinin yüzde 12’sine denk geliyor.
Yine araştırmanın sonuçları gösteriyor ki, tüketici indirimleri samimi bulmuyor. Bununla da enflasyonun düşeceğine inanan varsa, beri gelsin. Çünkü sadece doğalgaz başta olmak üzere iğneden ipliğe gelen zamlar geriye alınmadı.
Yetmez; dolar kuru ne kadar gevşese de halen başlanılan noktanın çok ötesindeyiz ve Türkiye ekonomisinin de, reel sektörün de döndürebileceği seviyede değil. Yetmez; halen üretici enflasyonu ile tüketici arasında olan ve fiyatlara yansıtılamayan yaklaşık yüzde 20’lik bir oran var.
Şimdi tüm bunları alt alta koyun ve tüketicinin dışında, ama içindeymiş gibi tartışılan bu enflasyon meselesinin ne zaman tüketiciyle ilgili olacağını düşünün. Yılbaşında; yani zam zamanı... O noktaya kadar düşürebilir, marttaki seçimi de atlatabilirlerse, gerisi önemli değil.
Daha şimdiden 2019 yılında kesilecek trafik cezalarının da, gelecek zamların da hesabı bütçe nedeniyle yapılıyor. Sokaktaki adamın enflasyonuna gelince; emin olun geçinebileceğiniz bir oranda zam almayacaksınız. Daha kötüsü bu samimiyetsizlik devam ederse, arka arkaya batan firmalar nedeniyle işsiz kalma riskiniz de var.
Çarşıya pazara çıktığınızda da fiyatların hızla artmaya devam ettiğini göreceksiniz. Neden mi? Çünkü enflasyon rakamıyla ilgili mücadele vatandaşla değil, buraya para getireceği umulan finansçılarla ilgili bir konu olarak görülüyor. Biz mi? Biz sadece faturayı ödemesi beklenenleriz.






