Yeni evlenenlere, engelli ve memurlara ucuz kiralık ev geliyor. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda konuşulduğu ifade edilen başlık medyaya yansıdı. Elbette yine ‘müjde’ kıvamında.
EKK’nın gündemine konut meselesinin geldiğini biliyoruz. Zaten resmi açıklamada da yer aldı. Fakat buradan pansuman tedbirlerle kira sorununu ya da fahiş rakamlardan kaynaklanan enflasyon etkisini çözeceğini düşünmek fazlaca iyimser bir yaklaşım.
Konut yapıp fiyatların düşeceğini anlatmak ne kadar gerçekçi ise, bu da tek başına sorunları halledecek bir mesele değil. Öncelikle mantık olarak sizin sürekli iane dağıtan, destek veren ya da amiyane tabiriyle kıyak yapan yapı olmaktan çıkmanız gerekiyor.
Türkiye’deki temel problem gelir yetersizliğidir. Bunun üzerine hangi önlemi alırsanız alın, maliyetler gelirin çok üzerinde arttığı sürece durumu rahatlatamazsınız. Bu nedenle temennilerden çıkıp, gerçek bir ekonomi programına sahip olmanız gerekir.
İşin bu önemli kısmının altını çizdikten sonra dönelim sübvansiyonlu kiralık ev meselesine… Ama evlilik ve nüfus artışını desteklemekmiş. Şayet gerçekten sorunu bundan ibaret görüyorsanız vay vatandaşın haline.
Ortadaki fahiş kiraların iki açıklaması var. Ya bu insanlar anormal rakamlar istiyorlar ya da bazı fırsat simsarlarını istisna tutarsanız, gerçek enflasyon rakamları bunu gerektiriyor. O zaman yanıtlanması gereken soru bu. Yani hangisi doğru?
Anormal kiralardan söz edeceksek, konut fiyatlarının neden servet niteliğinde olduğunu ve bu servet düzeyindeki gayrimenkulleri daha projeden alıp, kimi zaman boş tutup fiyatların yükselmesine neden olanları inceleyip incelemediğinizi, hatta kaynak soruşturması yapıp yapmadığınızı açıklamanız gerekir.
Yine hazırlanan uygulamayı haber yapan medya organlarında bir detay daha dikkat çekiciydi. 2026 başında hayata geçeceği söylenen projede ucuz kiralık konutlar piyasanın altında fiyatlara ilgili kişilere verilecek.
Peki niye piyasanın altında? Hatta piyasadan ne kast ediliyor? Bu ülkede açlık sınırının altında yaşayana 2 milyon TL, yoksulluk sınırının yarısında maaşı olana da 6 milyon TL’den başlayan evler ‘ucuz’ diye anlatılmadı mı? Baz aldığınız kriter piyasa ise, orada rakamların çok yüksek olduğunu biliyoruz. Neden bu hesaplamalarda ve kira tespitinde TÜİK verileri, hatta hedef enflasyon oranları esas alınmıyor? Zira gelirler öyle hesaplanıyor.
Gözüken o ki, ekonomi yönetimi de TÜİK rakamlarına çok güvenmiyor. Peki konut ve kira meselesinde piyasayı baz alanlar, neden gelir artışı ve satın alma gücü erimesi karşısında hedefledikleri enflasyonu öne çıkarıyorlar?
Çünkü vatandaşın geçim sıkıntısı çektiğini düşünmüyorlar. Bu proje amacına ulaşırsa, hedef evliliklerin ve çocuk yapılmasının teşvik edileceğine dair inanç. Hani filmde diyordu ya durum aynı. Gerçekten başka dünyaların insanıyız.






