Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

REEL PİYASALAR

Tarladan çaldığın sofradan eksiliyor

03 Ekim 2021 - 15:09

Ülkedeki temel gıda maddelerini bile ithal edecek noktaya geldik. Daha kötüsü meseleye salt fiyat odaklı yaklaşıldığı, nedenlerini sorgulamak yerine faiz derdiyle enflasyon hesabı yapıldığı için de işin içinden çıkamaz noktadayız.

İhracat fetişizmiyle ürünleri yurtdışına yollayıp, üretimi değersizleştirip, ardından da temel ihtiyaç maddelerini ithal etmenin bana mantığını bir kişi anlatabilir mi? Dünyanın en akıl almaz olayına imza atıyoruz.

Örneğin domatesi ihracat için üretiyor; iç piyasa için üretene hayatta kalma şansı vermiyoruz. Sonra ürünü dışarıya katma değersiz halde satıyoruz. Türkiye’nin kilogram ihracat ortalaması 1,30 dolar civarında.

Malı sattıktan sonra, bir bakıyoruz içeride o ürüne ihtiyaç varmış. İç piyasa düşünülmeden üretim konuşulduğu için temel gıda maddelerini edinebilmek için üreticiye dönüyoruz. Ama üretici üretim maliyetinin altında verilen fiyatlarla ve borçlarla boğuşuyor.

Doğal olarak ya üretmemiş ya da beklentinin üstüne mal etmiş oluyor. Sonra o ürünün mecburi anayollardan parayla geçirip, her frısatta üzerine vergi koyup, pazara ucuz gelmesini bekliyoruz.

Elbette hem yüksek maliyetler, hem de yüksek vergiler nedeniyle bu mümkün olmuyor. Ardından hem ihtiyaç karşılanmadığı hem de fiyatlar piyasada arz eksikliğiyle yükseldiği için ithalatın önünü açıyoruz.

İthalatın önünü açınca, üretici elindeki malı daha da zararına piyasaya vermek zorunda kalıyor. Aksi takdirde bozulacak. Bu sefer zarar oluşunca, ertesi sene en iyi ihtimalle o ürünü ekmiyor, en kötü ihtimalle canına tak edip tarımı bırakıyor.

Ürün ortada olmadığı için ithalata devam etmek gerekiyor. İthalat için dolara ihtiyaç var. Dolar talebi kuru hareketlendiriyor. Zaten maliyet enflasyonu söz konusuyken, bu kez dolar maliyeti de biniyor. Üretici de ithalatçı da hiç biri işin içinden çıkamıyor.

Örnek mi? Son örnek süt…Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sıfır gümrükle süt ithalatının önü açıldı. Şimdi o ürün bu şartlarda piyasaya girerse, buradaki süt üretimi yapanların hayvanlarını kesmekten başka şansı kalmayacak.

Neticede de az önce bahsettiğim kısır döngü işlemeye başlayacak. Doğal olarak da işin içinden çıkamayacağız, çıkamadıkça ithalata bağlı dolar ihtiyacımız artacak. Bu enflasyonu ivmelendirecek, hem işimizden hem aşımızdan olacağız.

Yani plansız bir ekonomi uyguluyorsanız, günü birlik yaşıyorsanız, üretimi esas alan bir yaklaşım sergilemiyorsanız, günün sonunda başka ülkelerin çiftçisini finanse edip, kendi tarlanızı göz ardı ederek, sofraya gelecek ürünlerin fiyatlarını erişemez hale getiriyorsunuz.

Bu arada yitirdiğiniz üretim gücü, artan dolar ihtiyacı, körüklenen enflasyon, koybolan alım gücü de cabası oluyor. Matematik aslında bu kadar basit. Verimlilik ve üretimi esas alıp, planlı bir ekonomi uygulayacaksınız. Yoksa sürekli eksilmeye ve erimeye devam ederiz.
cetinunsalan@yahoo.com