Şu ülke için yıllarca özelde ya da kamuda çalışıp da emekli olmaya hak kazananlar bir türlü yönetenlere yaranamadı. Sürekli bir açıktan ve hakkı olmayan bir şey isteyen, yardım edilen insan muamelesine tabi tutuluyorlar.
Son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ‘şükredin ki emekli maaşınızı alıyorsunuz’ diyerek yeni bir boyuta atladı. İnsanlara aslında 9 bin TL verecekken 18 bin 800 TL verdiklerini lütuf örneği olarak anlatan, arasına da devlet desteği vurgusunu sıkıştıran Bakan Işıkhan, ikramiyelerle de nasıl destek verdiklerinden bahsetti.
Gerçekten ayıp oluyor artık. Sürekli bir biçimde ‘idare edin, şükredin, daha ne istiyorsunuz’ diye nasihat vererek sınır aşımı yapılması bir yana, insanları çalışmakla suçlayacak noktaya kadar gelmek bile bence sosyolojik olarak incelenmesi gereken bir durum.
Dünyada emeklinin, kültürel ya da turistik faaliyetlere yöneldiği ortamda, ‘bizi kıskanıyorlar’ edebiyatı yapmak yerine, önce karşılaştırmalı durumun izahının yapılması gerekmiyor mu?
Bir de EYT’lilere takmış vaziyetteler. Halen bir gasp edilen bir hakkın iadesini verdiklerinin farkında olmadıkları ve erken emeklilik ikram etmişler gibi tavır içinde, yaşanan tüm ekonomik sorunları da buraya bağlıyor olmak samimi bir davranış değil.
Ne yazık ki bunu sadece siyasiler de yapmıyor. Özellikle iş dünyasında işveren kesim, her fırsatta bunu dile getiriyor. Tam kör öldü badem gözlü oldu cinsinden ikircikli bir tavır. Yahu siz iki gün öncesine kadar bu insanlara yaşlı muamelesi yapmıyor muydunuz?
EYT’lilerin mücadelesini verirken ortaya koydukları sloganı ne çabuk unuttuk. Arada geçen süreçte ayakta kalmak için çalışmayı isteyen insanlar aldıkları yanıtları yansıtmışlardı: Devlet gençsin, patron yaşlısın diyor.
Bugün geldiğimiz noktada ise samimiyetsizlik örneği sergilenerek ‘ah vah’ların gölgesinde kimi maliyetten, kimi iş gücünün kaybından yakınıyor. Oysa ortada bir maliyet yok. O maliyetin yıllarca ödenen paralar iyi kullanılarak finanse edilmiş olması lazım. Sadece 99’dan beri ödenmeyen maaş hakkı bile bunu finanse etmeye yeter.
Ayrıca bundan yakınan siyasi varsa, önce inanmadığı bir şeyi sadece seçim ekonomisi uygulamak için kabul edip, hayata geçirmesinin hesabını vermesi gerekmez mi? Özetle bir hak gaspının iadesini bu işlerin malzemesi yapamazsınız.
Bir boyut daha var. Genç kuşakların iş hayatında yer almak istemiyor olduğu tezi. Her ne kadar 10 kişi alınacak yere bin kişinin başvurduğu görüntüler bunu yalanlasa da, insanlara açlık seviyesinin altında ücret önerirseniz buna ancak mecbur kalan gelir. O da genellikle, hayatının başındaki, internetten bu parayı rahatlıkla çıkarabilecek gençler değil, çalışmak zorunda kalan emekliler oluyor.
Peki siz bu tavırla sadece emekliliğe hak kazanan ve yetersiz maaşlar verdiğiniz için rencide olan, geçim zorluğu çeken insanları mı mağdur ediyorsunuz? Ne yazık ki hayır. Çalışma yaşamının başında, emekli olduğunda yaşayacağını gören gençte de ‘çalışsam ne olacak’ sorusunu doğruyorsunuz. Yani tam bir sarmal yaratıyorsunuz, farkında değilsiniz.






