Bir ekonominin içerisinde en etkin kesim kimdir? Üretenler mi? Bankalar mı? O üretim hatlarında çalışanlar mı? Elbette hepsinin bir diğerine göre azımsanmayacak bir rolü ve ehemmiyeti var.
Ama bir ülke ekonomisinin temelini tüketici oluşturur. Tüketim kabiliyetinden finansal gücüne, tüketim bilincinden piyasadaki kalite/fiyat dengesinin kurulmasına kadar her şeyin belirleyicisidir tüketici...
Bu nedenle gelişmiş ekonomilerde tüketici hakları her şeyin üzerinde sayılır. Yaşanacak mağduriyetler, sadece bir kişinin hak gaspı olarak görülmez. Onun üretim hatlarına kadar yansıyacak etkisi esas alınır.
Bu rolüyle haklarının teslim edilmesi ve el üstünde tutulması gereken tüketici, aynı zamanda taşıdığı önem çerçevesinde hakları kadar sorumluluğunu da bilmek durumundadır. Ne yazık ki son 30 yıldır hızla ithal ürünlere kayan, gelirinin çok üzerinde tüketim yapan, uygulanan ekonomik modelin de etkisiyle kendisini de, ekonomiyi de felakete sürükleyen bir yapı ortaya çıktı.
2003 yılında, Çin mallarının revaçta olduğu dönemlerde Türkiye’de faaliyet gösteren büyük bir vakıf çatısı altındaki şirketlerden birinin üst düzey yöneticisi bana canlı yayında şu görüşünü aktarmıştı:
“Kim hangi ülkede çalışmak istiyorsa, o ülkenin malını kullansın.” Aslında üzerinde ısrarla durulması gereken, tartışmalar, seminerler düzenlenmesi gereken bu konu, tüketim çılgınlığı içerisinde kayboldu gitti.
Bugün geldiğimiz noktada ise hem üretim için ithalat yapmak zorunda kalan, hem sürekli tüketim için kaynak ihtiyacındaki şiddet artan, milyonlarca icra dosyası eşliğinde, yurtdışından gelen parayla, yurtdışından gelen malı tüketen bir tüketici fotoğrafı ortaya çıktı.
Şüphesiz tüketicinin ürün seçme özgürlüğü var. Fakat bunu yaparken önceliği yerli üretimine vermesi, sadece bir yerli firmanın fayda sağlaması değil, çocuklarının da iş bulabilmesi anlamına geliyor.
12-18 Aralık haftası, Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak kutlanıyor. Ama bir kaç beylik söz dışında kimsenin bu konuyla ilgilendiği de, bununla ilgili düzenleme ve teşvik yapılanmasına yönelme kaygısı da yok.
Oysa ilkokul yıllarında yerli malı haftalarında yaşadıklarınızı hatırlayın. Beslenme çantalarının ithal muz başta olmak üzere, yurtdışından gelen ürünlerle anlamını yitirdiği, sonra tamamen haftasının kaldırıldığı, yakın geçmişte de tekrar hatırlayarak kutlamaya başladığımız bir etkinlikten söz ediyoruz.
Madem tekrar hatırladık; o zaman bunu kuru bir anma olarak gerçekleştirmeyin. Tüketici sorumluluğunu üstlenin; size aynı kalite ve hizmeti sunan ürünlerden yerli olanı tercih edin. Edin ki ülke zenginleştikçe, siz de refaha kavuşun.
[email protected]






